Bilgi, günümüzde en önemli stratejik kaynak ve üretim faktörü haline geldiğinden dolayı stratejinin formüle edilmesinde rol oynayan kritik başarı faktörlerinden birisi olmuştur. İşletmeler amaçlarına ulaşabilmek için başarılı bir şekilde bilgiyi yönetmek zorundadırlar. Bilgiyi sistematik bir biçimde yöneten ve katma değer elde eden işletmeler sürdürebilir rekabet avantajı sağlayacaktır.Etkin bir bilgi yönetiminin kurulması ise genel işletme stratejisi ile ilişkilidir ve bir altyapı gerektirir. Bu nedenle, bilgi yönetiminin öneminin farkında olan işletmeler bilgi yönetimini işletme stratejisiyle birlikte belirlemektedirler. Buradan yola çıkan araştırmanın temel amacı; Türkiye’deki ilk 500 sanayi işletmesinin belirleyecekleri stratejileri için önem arz eden bilgi ve bilgi yönetimi ile ilgili tutumlarını ve mevcut durumlarını ortaya koymaktır. Böylece işletmelerimizin stratejilerini belirlerken gerekli olan bilgi yönetimi alt yapısını yeterli ölçüde kurup kuramadıklarını da tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda; araştırma kapsamına alınan işletmelerin bilgi ve bilgi yönetiminin farkında oldukları ve işletme stratejisi için gerekli olan bilgi yönetimi altyapısını büyük bir ölçüde gerçekleştirdikleri görülmektedir
Ürün, süreç, bilgi, amaç ve anlam boyutlarına sahip olan teknoloji, yaşamımızın her boyutunda yer alarak bizlere heyecan verici değişiklikler ve kolaylıklar sunmasının yanı sıra, yeni gerilim ve tehlikeleri de beraberinde getirir. Toplumbilimciler, teknolojinin topluma etkileri açısından teknolojik iyimserlik ve teknolojik kötümserlik olmak üzere iki zıt görüş olduğunu belirlemişlerdir. Bu iki zıt görüş arasında bir uzlaşma ve daha dengeli bir fikir birliği sağlayan teknogerçekçilik, teknolojiyi kendi yaşam biçimimize ve değerlerimize uygun olarak kullanmamız gerektiğini savunan bir görüştür. Bu doğrultuda, bu çalışmanın temel amacı, dengeli teknoloji kullanımı için teknogerçekçikliği açıklamak ve teknogerçekçilik ilkelerini ayrıntılı bir şekilde incelemektir.
Bu arastırma, 2007–2008 Öğretim Yılı Bolu Đli Yeniçağa Đlçesi Mehmet Çelik Đlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencilerinden olusan 41 öğrenci üzerinde yürütülmüstür. ANCOVA sonuçlarına göre, farklı iki öğrenme ortamında öğrenim gören öğrencilerin öntest puanlarına göre düzeltilmis sontest yaratıcılık ortalama puanları arasında yaratıcı ders etkinliklerinin kullanıldığı eğitim lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Arastırmada öğrenme ortamına iliskin öğrencilerin bilissel basarı puanlarının dahil olunan gruba göre değisip değismediği ile ilgili arastırma sorusu için iki faktörlü ANOVA kullanılmıs, elde edilen bulgulara göre; bilissel basarı puanları, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık göstermistir.
" ... Karar verme sürecindeki ... aşamaların bir özetini vermek işi basitleştirmek gibi olacaktır. Fakat bu konuda geliştirilen yöntemleri bir araya toplamak açısından yardımcı olacağı kanısındayız."
Karar verme süreci, belirli bir problem için geliştirilmiş çeşitli çözüm yollarından birisini seçerek uygulamaktan oluşur. Bir karar verilebilmesi için açıkça tanımlanabilen, birden fazla çözüm yolunun geliştirilmiş, değerlendirilmiş olması gereklidir. Çeşitli yazarlar, karar verme sürecindeki gerekli aşamalar ile ilgili karar verme yöntemlerini, çalışmalarında birbirlerine oldukça yakın bir tarzda incelemişlerdir. Bu aşamaların bir özetini vermek işi basitleştirmek gibi olacaktır. Fakat bu konuda geliştirilen yöntemleri bir araya toplamak açısından yardımcı olacağı kanısındayız. Karar verme sürecinde takip edilecek aşamaları şu şekilde sıralayabiliriz. 1. Problem yaratan koşulları kavramak 2. Problemi tanımak ve tanımlamak 3. Olanak dahilindeki çözüm yollarını ve bunların muhtemel sonuçlarını araştırmak ve çözümlemek 4. En iyi çözümü seçmek 5. Kararı uygulamak Sonuçları karar vericiye geri beslemek. Böyle bir karar verme sistemi her hal için en iyi kararı vermeyi mümkün kılmayabilir, fakat, birçok işletme kararları için yeterlidir ve karar-verme yeteneğini geliştirerek, karar-verme yükünün ağırlığını azaltabilir.
"Yenilik, yeni yönetim, ticarileştirme, organizasyon, bilgi işleme ve finansman yöntemleri bulma ve uygulama ile ilgilidir." A) YENİLİK KAVRAMI 1-Tarihsel bir giriş İktisat teorisinde teknolojik yenilik, önemli bir değişken olarak ilk iktisatçılardan Adam Smith, Karl Marx ve John Stuart Mill tarafından ele alınmış ve incelenmiştir. Veblen ve Schumpeter gibi klasik ve neoklasik iktisatçılar ise teknolojik yenilk faktörünü, "bilim ve teknik tarafından belirlenen bir veri" olarak kabul etmişler ve hatta ekonomik faaliyeti sınırlandıran bir "dış etmen" olarak nitelendirmişlerdir. Yenilik konusunda yazılmış eserler, 1940 yılına kadar yok denecek kadar azdı. 1950 yılından itibaren bu konuyu, gittikçe derinliğine etki ve tepkileriyle birlikte inceleyen eserler çoğalmaya başladı. Bunda, İkinci Dünya Savaşında araştırma ve geliştirme faaliyetlerine verilen önemin ve başarılan teknolojik yeniliklerin rolü büyüktür. Buna rağmen, yenilik kavramı girişimcinin (müteşebbisin) akabinde ekonomik düşünceye ithal edilmiştir. Çünkü yukarıda adı geçen ilk iktisatçılar, birinci sanayi devriminin şahitleridirler. Bunlar, hızlı değişmeyi, sanayileşmeyi ve rekabeti başlatan unsurun teknolojik yenilikler olduğunu gözlemlemişlerdir.