Journal Name:
- Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
İslam Dini, insanların aklî düşüncelerini, işlerini, davranışlarını, konuşmalarını ve kâlblerini temizleyip arıtarak onları yüceltmek, âdeta melekleştirerek önce bu dünyada mutlu bahtiyar ve sevecen birer kişi haline getirmek, daha sonra da Âhiretteki kurtuluşa ve saadete ulaştırmak gayesiyle gönderilmiş bir dindir. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere insanların hem kendilerine hem de başkalanna faydalı, hayırlı, ahlâklı birer kişi olmaları için aklî düşüncelerini, yani kendi hür akıl ve iradelerini kullanarak ürettikleri fikirlerini, görüşlerini her türlü peşin fikirlerden veya önyargılardan temizleyip arıtmaları gerekmektedir. Böylece ne kendilerine nede başkalanna hiçbir faydası dokunmayan hayal gücü ürünü zararlı düşünce ve görüşlerden vazgeçmeleri gerekir ki, ürettikleri fikirlerin, yorumların herkese bir faydası olsun ve hiç kimseye de zararı dokunmasın. Aynı şekilde kişiler işleriyle, davranışlarıyla ve konuşmalarıyla da faydalı ve zararlı olabilirler.
Öyleyse insanın işlerinin, davranışlarının ve konuşmalarının veya sözlerinin de bir süzgeçten geçerek temizlenip arındırılması gerekmektedir. Bu hareketiyle insan, kalbiyle, vicdanıyla his veya duygularıyla da faydalı veya zararlı bir kişi olabilir. Nefsin hastalıkları diye de bilenen, kıskançlık, çekememezlik, ihtiras, iftira, koğuculuk, nefret vb. gibi insanları yiyip tüketen, hem kendine hem de başkasına zarar veren bu çeşit duygulardan, önyargılı olmaktan insanların temizlenip arındırılması gerekmektedir.
İşte insanlar kötü, zararlı, kin ve nefret dolu birer kişi olup hem kendilerine, hem birlikte yaşamak zorunda oldukları âile fertlerine, çalışma arkadaşlarına her bakımdan zararlı olabilecekleri düşüncelerden, davranışlardan, sözlerden ve duygulardan temizlenip arındırıldıkları takdirde, onlann yücelip yükselecekleri âdeta, insanlara faydalı olmaktan başka bir hizmetleri olmayan melekler gibi olacaklarında da hiç şüphe yoktur. Zira insanın kâmil aklı ve iradesi, şehvetine, ihtiraslarına, sınırsız arzu ve isteklerine üstün gelir, onları hükmü altına alıp yüce Allah'ın emrettiği veHz. Peygamberin gösterdiği gibi, kendisini yönlendirirse, o insan meleklerden bile üstün bir kişiliğe sahip olur. Böyle kişilerden meydana gelen ailelerde, toplumlarda, köy, kasaba, şehir ve ülkelerde de dirlik-düzenlik, barış, karşılıklı güvenme, sevgi, saygı, hoşgörü ve benzeri bütün güzellikler oluşur. Bunun sonucu olarak da insanlar rahat, huzur, sıhhat, bolluk, bereket, adalet içerisinde hayatlarına devam ederler. Dünyaları bu güzellikler içerisinde olan insanların, Ahiretleri de her türlü azab ve cezadan uzak, Cennet nimetleriyle bezenmiş mutlu ve huzurlu ebedî bir hayat olur.
îşte yüce Allah bu gayeyi, bu amacı gerçekleştirmek için dini hükümler göndermiştir ki, bu hükümleri üç ana grubta ele almak mümkündür:
1-İtikadı Hükümler: İtikad demek, kişinin kalbini, gönlünü veya zihnini bir şeye veya bir habere sağlam ve kuşkusuz bir şekilde bağlaması demektir. Itîkad hükümleri kesin ve kat'idir, bu hükümler zamanla değişmezler. İtikadı hükümler sayılabilecek kadar az olmaları sebebiyle, bunların herbirerleri için kesin ve kat'i burhanlar, deliller ve hüccetler bulmak ve getirmek mümkündür. Örnek: "Allah vardır ve binektir" hükmü itikadı bir hükümdür, bu hükmün doğruluğunu aklî ve naklî delil getirerek isbat etmek ve ilme'l-yakîn olarak bilerek kabul etmek mümkündür. îşte böyle bir hükmün doğru, gerçek olduğunu kabul ve tasdik etmeye, bu hüküm hakkında en ufak bir şüphe, tereddüt duymamaya itikad etmek denir ki, bu hükmün gerçekliğine insan, gönlüyle, kalbiyle, zihniyle sımsıkı bir şekilde, çözülmez, kopmaz bir tarzda bağlanmış demektir. Zira itikadda şüpheler, acaba böyle midir? şöyle midir? gibi sorular, şöyle de olur muydu? böyle de olması mümkün müdür? gibi iddialar ve ihtimaller bulunmaz. Bu türlü şüpheleri yendikten, sorulara kesin ve kat'i cevaplar bulduktan ve iddialarını kesinleştirip bu konuda açık, seçik, kat'i bilgilere ulaştıktan sonra itikad, diğer bir tabirle tasdik yani bir hükmün doğruluğuna açık ve kesin bir şekilde katılım, iştirak gerçekleşmiş olur. Bu konuyu biraz sonra "Îman-Amel" ilişkisinde genişçe ele alacağız.
FULL TEXT (PDF):
- 10