You are here

Flaubert’de Gerçekliğin Yazılış Biçimi

L’écriture du réel chez Flaubert

Journal Name:

Publication Year:

DOI: 

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (2. Language): 
Flaubert, known as the founder of the Modern French Novel, has brought out a new understanding of reality based on the assumption that the aesthetical notability is the ultimate quality of an artistic work. This new kind of understanding naturally differed itself from Stendhal and Balzac’s artistic perception of reality based on pure observation. Flaubert considered the concept of reality not as something seen and described by an omniscient narrator, but as a phenomenon that is formed during the perception and narration of a certain individual. Thus, according to Flaubert, reality is not an objective situation that exists prior and external to the individual. In other words there is no universal reality. Reality is basically a problem of perception and reception. Reality can become concrete by language, writing, fiction and style. This kind of understanding of reality reduced to a subjective and changeable regard along with the perceptions gained from multiple readings and opinions differs Flaubert from the other realist writers of his generation. Thereby the representation of reality becomes a subjective creation of the individual, in this case, that of the writer hence remaining no longer as an act of creation of a mirror image. The most typical example of this technique can be found in the functions of the objects that take on the role of expressing the feelings of the characters in the novel. There, the description of the objects are made trhough the characters. Madame Bovary is the novel that represents Flaubert par excellence by its approach to the reception of reality, novel aesthetics, and the relations between man, environment and objects. Another phenomenon that Flaubert set forth about the narration of reality in this novel is the relation he formed between reality and truth. Reality, presented under the frame of action and characters that forms the pattern, the novel should include a truth concerning humanity rather than reflecting a limited vision of life. The only way that leads to this principle for the writer is to get disposed of his subjectivity, individuality and personal fantasies by a meticulous observation and a detailed documentation; as well as to create an impersonal novel of which he does not control the action and characters. By this approach to reality Flaubert refuses not only the subjective perspectives of Romantic writers, but also the novel fiction, grounded on a superficial observation of the Realist writers. Flaubert classifies reality not as an absolute phenomenon that is stable and, superior and exterior to the individuals, but as a changeful occurrence that acquires its meaning with its reception by the characters. Thus the narration of reality is determined within the natural flow of actions of the novel in which there is no place for a personal intervention of the writer. Therefore, this kind of a perspective may indicates a relation of causality as well a sociological and individual determinism. Finally, it can be said that the narration of reality coexists with the novel aesthetics i.e. stylistics.
Abstract (Original Language): 
Modern Fransız romanının kurucusu olarak nitelendirilen Flaubert, sanat eserinin temel niteliğinin estetik kaygı olduğundan hareketle, XIX. yüzyıl Fransız romanında Stendhal ve Balzac’ın doğrudan gözleme dayalı gerçekçilik anlayışının dışında yeni bir gerçekçilik anlayışı geliştirmişitir. Flaubert, gerçeğin, her şeyi bilen ve gören bir anlatıcı ‘(‘omniscient’) gözüyle olduğu gibi betimlenen bir şey değil, kişilerin gözüyle ve anlatılırken biçimlenen bir olgu olduğunu belirtir. Flaubert’e göre gerçek, kişiden önce ve onun dışında var olan nesnel bir durum değildir. Evrensel bir gerçeklik yoktur. Gerçeklik, temelde bir algı ve alımlama sorunudur. Gerçekliğin ne olduğu dille, yazıyla, kurguyla ve biçemle somutlaşır. Bireysel, öznel ve değişken bir bakışa ve çoğul bir okumaya, yoruma indirgenen bu gerçekçilik anlayışı, olguların doğasına ve kişilerin iç dünyasına nüfuz etmek açısından Flaubert’i çağdaşı diğer gerçekçi yazarlardan farklı kılar. Bu durumda, gerçekliğin temsili sorunu doğrudan bir yansıtma olmaktan çıkar, kişinin, dolayısıyla onu yaratan yazarın öznel bir kurgusuna dönüşür. Bunun en tipik örneğini de adeta kişilerin sözcüsü durumundaki nesnelerin roman içindeki işlevinde görmek olasıdır. Nesnelerin betimlenmesi doğrudan kişiler üzerinden yapılır. Madame Bovary, gerçeklik alımlaması, roman estetiği, kişi-çevre-nesne ilişkileri açısından Flaubert’i en iyi temsil eden romandır. Flaubert’in gerçekliğin yazımı konusunda bu romanda öne çıkardığı bir diğer olgu da gerçeklik ile hakikat arasında kurmuş olduğu ilişkidir. Romanın dokusunu oluşturan olgu, olay ve kişiler bağlamında ortaya konan gerçekliğin, dar bir hayat vizyonu olmaktan çok, evrensel düzeyde bir insan hakikatını içermelidir. Bu da ancak, titiz bir gözlem ve ayrıntılı ve dakik bir dokümantasyonla yazarın kendi öznelliğinden, bireyselliğinden ve fantezilerinden kurtulması ; roman içinde olay ve kişilere müdahele etmemesi, başka bir deyişle ‘impersonnel’ bir eser ortaya koymasıyla mümkündür. Flaubert, bu gerçeklik anlayışıyla, romantik yazarların öznel vizyonları kadar, gerçekçi yazarların sığ bir gözleme dayalı romanesk kurgularına da karşı çıkar. Gerçekliği, durağan ve kişilerin üstünde ve dışında var olan mutlak bir olgu olarak değil, değişken ve içi, olayın gelişimiyle ve kişilerin bakışıyla dolan bir olgu olarak değerlendirir. Bu anlamda, gerçekliğin yazımı, her türlü dış müdahelenin dışında, roman içinde olguların doğal seyri içinde belirlenir. Bu noktada, bir tür nedensellik ilişkisinden, dahası toplumsal ve bireysel nitelikli bir determinizmden söz etmek mümkündür.Bu nedenle denebilir ki, Flaubert’ de gerçekliğin yazımı, roman estetiğiyle, başka bir deyişle stilistikle iç içedir.
FULL TEXT (PDF): 

REFERENCES

References: 

Bolleme, G. (1964). La Leçon de Flaubert. Paris : Juliard.
Brombert, V. (1971).Flaubert par lui- même. Paris : Seuil.
Cogny, P. (1975). L’éducation sentimentale de Flaubert. Paris : Larousse.
Dumesnil, R. (1968). Madame Bovary de Flaubert. Paris : Pensée Moderne.
Debray-Genette R., Duchet, C., Foucault M., Duchet R. ve diğerleri. (1983). Travail de
Flaubert. Ouvrage collectif, Ed. du Seuil.
Flaubert, G. (1966). Madame Bovary. Paris : Ed. Garnier-Flammarion.
Milner M., Pichois, C. La littérature française de Chateaubriand à Baudelaire,
« Flaubert », pp. 336-353.
Molinié, G. (1991). Eléments de stylistique française, Paris : PUF.
Molinié, G. (1996). La stylistique, Que sais-je ? Paris : PUF.
Neefs, J. (1972). Madame Bovary de Flaubert. Paris : Poche critique.
Ozanam, A.-M. (1989). Madame Bovary. Paris: Nathan.
Perfezou, L. (1988). Madame Bovary. Paris : Bordas.
Poulet, G. (1952). Études sur le temps humain I « Flaubert ». Paris : Editions du Rocher.
Riegert, G. (1970). Madame Bovary, Paris : Hatier.
Rousset, J., (1983). Travail de Flaubert. Ouvrage collectif, Ed. du Seuil.
Turiel, F. (1998). Madame Bovary. Paris : Hachette.
Le Magazine Litteraire, Les vies de Madame Bovary, la nouvelle jeunesse du roman de
Flaubert. Numéro : 458, novembre 2006.

Thank you for copying data from http://www.arastirmax.com