The Experience Of Foreigners And Their Crossing Borders In Jan-Philipp Sendker’s Novel
„Das Herzenhören (2002)“ (The Art of Hearing Heartbeats) Through Transculturality
Discourse
Journal Name:
- Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi
Keywords (Original Language):
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Abstract (2. Language):
Crossing borders“ has become a catchword in modern times and focuses on the concepts of transculturality and
transculturation. On the basis of these concepts lie the cultural borderlines which colonisation have made easier
to cross and, thus, created contact zones where you can find cultural hybridity. The aim of this study is to present
the transculturality concept in contemporary cultures, which will be presented through some works from modern
German literature.
This study deals with Jan-Philipp Sendker’s bestseller novel „The Art of Hearing Heartbeats“ (2002), which has
been translated into many languages and gained worldwide attention. The novel tells the extraordinary story of
blind Tin Win and disabled MiMi. Travelling on his back, she tries to describe him the world he cannot see, but he
perceives it on his own way with his extraordinary hearing ability – the art of hearing heartbeats. But his odyssey
leads him a life far away from Mi Mi and his home Burma, first to England, then in the United States. At the end
of his life he finds his way back to MiMi and his home Burma.
The study focuses on novel analysis in postcolonial Burma, which shows many examples of crossing borderlines
with the British culture. In order to understand our contemporary societies and cultures showing characteristics of
cultural hybridity, some examples are illustrated although there are different impulses and reasons for each of them.
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Günümüzde „sınırları aşmak“ („Grenzüberschreitung“) hem gerçek hem kültürel anlamda, sosyo-politik
dünyadan edebiyat dünyasına kadar yaşamın her alanında önem kazanmaktadır. Bu bağlamda ‚kültürel melezliği‘
(„kulturelle Hybridität“) ortaya çıkaran ve temelinde bir çok başka etmenin yanısıra, sömürgecilikle de aşılan
„kültürel sınırlarını“ ve „temas alanlarını“ („Kontaktzonen“) yaratan transkültürlülük kavramı yatmaktadır. Bu
çalışmada günümüz kültürlerde görülen ve çok kültürlülüğü ortaya çıkaran bir çok etmenden sadece bir tanesini
teşkil eden postkolonyal dönemin, kültürlerde yarattığı etkileşimi Çağdaş Alman Edebiyatından bir eserle
transkültürlülük kavramı ile gösterilmek istenmiştir.
Bu makalede Jan Philipp Sendker’in bir çok dilin yanısıra Türkçe’ye de çevirilen ve uluslararası alanda büyük ilgi
uyandıran „Das Herzenhören“ (2002) („Her kalp kendi şarkısını söyler“) adlı eseri ele alınmıştır. Romanda âma
bir genç olan Tin Win ile yürüyemeyen Mi Mi adlı genç kızın sıradışı aşkı anlatılmaktadır. Tin Win’in sırtında
MiMi ona dünyayı „gösterirken“, Tin Win, olağanüstü işitme yeteneği – kalp atışlarını duymak- ile dünyayı farklı
bir biçimde algılamaktadır. Fakat hayat Tin Win’i onu ömrünün sonuna kadar çok sevdiği MiMi ve memleketi
Burma’dan çok uzaklara, önce İngiltere’ye sonra Amerika’ya sürükleyecek, ancak yıllar sonra MiMi‘ye ve
Burma’ya tekrar kavuşacaktır. Çalışmada özellikle sömürgecilik sonrası hala İngiliz kültürünün etkisinde olan,
bunun yanısıra kendi kültürünü de koruyan, her iki kültürün yan yana yaşadığı Burma ve insanları üzerinde
yoğunlaşılmıştır. Bu eserle okura – farklı etkenlerle de olsa – „kültürel sınırların aşılmasıyla“ günümüzde diğer
toplumların ve kültürlerin de gerçekliğine ışık tutması amaçlanmıştır.
FULL TEXT (PDF):
- 1