Journal Name:
- İlahiyat Akademi Dergisi
| Author Name | University of Author |
|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Selefiyye kavramı köken olarak Türkçe"de "geçmiş nesiller" anlamına gelen selef kelimesine dayanıyor. Bu nesiller İslâm târihînin ilk nesilleridir. Selefiyye'ye göre, Efendimiz'in (s.a.s) bir hadis-i şerifinde söz konusu nesillerin kimler oldukları belirtilir. Buhârî'nin de kaydettiği bu rivâyette Hz. Peygamber şöyle demiştir: "İnsanların en hayırlısı benim zamanımda yaşayanlar (sahabe), sonra ondan sonrakiler (tabiin), sonra da ondan sonrakilerdir (tebeü't- tabiîn)...". İslâm dînînin doğru şekilde anlaşılması ve yaşanması için, Hz. Peygamber'in dilinde selef-i sâlihîn (sâlih geçmişler) kimliğiyle övülmüş olan bu ilk nesillerin öğreti ve pratiklerinin izlenmesi gerekmektedir. Zira İslâm'ın ilk iki yüzyılını tutan bu nesiller, Selefiyye'ye göre, temel kaynaklara (Kur'ân ve sünnete) en yakın kaynaklardır.
Selef neslinin mukabili halef denilen "daha sonraki" nesillerdir ki, Selefiyye'ye göre bu nesiller, Kur'ân ve sünnetten uzaklaşarak "aklîleşen" dînî metotları, doğrudan naslara başvurmak yerine bir takım itikadî ve fıkhî ekollerin kurucularının fikir ve fetvâları etrafında "mezhepleşen" zihniyet kodları, hadislere dayalı zühd ve takvâ hayatını yaşamak yerine "tarikat" öğretileriyle bütünleşen dînî hayatları sebebiyle İslâmiyet'in saf, duru ve doğru çizgisinden saparak "bid'at ve dalâlet" olarak kabul edilen bir din anlayışına tutunmuşlardır. Dolayısıyla gittikleri yol yanlıştır. İslâmiyet'i yanlış anlamakta, yanlış yaşamakta ve yanlış temsil etmektedirler.
FULL TEXT (PDF):
- 1-2