You are here

İKTİDARI SİMGELEYEN İDARİ ve TÖRENSEL BİR MEKAN OLARAK OSMANLI SARAYI'NIN TASARIMI

Design of the Ottoman Palace as a Stale Building which Symbolises the Administration in Terms of Power and Ceremony

Journal Name:

Publication Year:

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (2. Language): 
The Governmental buildings has common characteristics that represents the power of the administration and has a function of legitimising the submission to state authority. This case is true from Ancient Egypt to Roman Empire. Apart from written scripts and literature, also archeologically founding and architectural objects are important to understand the interpretation of the relations between the state and the simple person. Rome built massive governmental buildings, roads and palaces to crave the idea of Empire in to the minds of the masses. The design of the Ottoman Palace, which represents the bond between the power of administration and space, is a synthesis of the foregoing customs. It was designed in a fashion that not only a shelter for the living of the ruling class, but also a place that represents their power. The architectural massiveness, the wall writing and the customs within the settlers present the relation between the rulers and the ruled. Also protocols and the ceremonies idealises the concept of Empire through generations. As the heart of bureaucracy, the Ottoman Palace is the sole architectural project that symbolises the Ottoman "patrimonial monarchy". In the I9'h century, the Ottoman modernisation aimed at a new set of values different from the old and within this context, a new need aroused for Western style buildings for the Empire to change her Eastern appearance. This article discusses the design of the Ottoman Palace in terms of administration and ceremony in the Ottoman Empire.
Abstract (Original Language): 
Geleneksel toplumlarda kamu binaları iktidarı simgeleyen ve itaati meşrulaştıran bir işleve sahiptir. Eski Mısır'dan Roma İmparatorluğu'ııa kadar bu anlayış hakimdir. Bireyle devlet arasındaki ilişkinin düzeyini yazdı tarihi metinler kadar arkeolojik ve mimari eserlerden, bunların hacimlerinden çıkarsamak mümkündür. Büyük kamu binaları, askeri yollar ve saraylar inşa eden Romalılar bu sayede imparatorluk düşüncesini ve iktidar kavramını toplumsal hafızaya kazımışlardır, iktidar ve mekan arasındaki ilişkinin göstergesi olarak Osmanlı Sarayının tasarımı da kendinden önceki geleneklerin bir sentezidir. Saray yalnızca hanedan mensuplarının barınağı olarak değil, iktidarı çağrıştıran bir mekan olarak düzenlenmiştir. Sarayın mimari hacimleri, kitabelerindeki metin içerikleri ve hitap tarzları yöneten ve yönetilen ayrımını gözler Önüne sermektedir. Bunun yanında saray protokolü ve törenler imparatorluk ananesini kuşaktan kuşağa aktaran bir işleve sahiptir, Osmanlı geleneğinde 'patrimonyal monarşi' anlayışının mimari anlamdaki en önemli tasarımı bürokrasinin kalbi konumundaki saraydır. 19. yüzyılda modernleşme geleneksel kalıpların ötesinde yeni bir değerler sistemi yaratırken imparatorluk Şarklı kimliğini yansıtan kamu binalarının dışında Batılı mimari anlayışım yansıtan yeni binalar ve saraylara gereksinim duyacaktır. Bu yazıda Osmanlı Devleti'nde iktidarı simgeleyen lörensel ve idari bir merkez, olarak Osmanlı sarayının konumu incelemektedir.
91-129