1. Abbaslı, Mirza, “Safevilerin Kökenine Dair”, Belleten, C. XL, 19, TTK Basımevi, Ankara 1976, s. 287–329. 2. Aşurbeyli, S., “Azerbaycan‟da Eski Türk Aşiretleri,” XI. TTKong. cilt 2, Ank.. 1994, s. 539-552. 3. Babınger, Franz, “Safiyeddin” İA, C. X., s. 64-65;
Safevilerin Menşei ve Kızılbaşça 341
4. Bayramlı, Z., Əzizli, B., Azərbaycan Evliya Çələbi‟nin 1654-cü il “Səyahətnamə”sində, Bakı 2000. 5. Əfəndiyev, Oqtay, Azərbaycan Səfəvilər Dövləti, Bakı 1993. 6. Əliyarov, S. S., Y. M. Mahmudov, Azərbaycan Tarixi Üzrə Qaynaqlar, Bakı 1989. 7. Genceyi, Turhan, “Zeban-i Torki der Derbar-i Sefevi der İsfahan”, “Tribun” dergisi, sayı 4. İsveç 1999, s. 73-79. 8. Heyyət, C. “Azərbaycanın Türkləşməsi və Azəri Türkçəsinin Təşəkkülü”, Varlıq, Tehran 1992, s. 9-12. 9. Hubrui Pak, Mehemmedrıza, Negdi ber Federalizm, Tahran 1377 (2000). 10. Hüseynov, R., “Azerbaycan‟daki Etnik Süreçlerin Tarihi Yönleri”, XI TTKong. cilt 2. Ankara 1994, s. 553-562. 11. İbrahimov, C., Azərbaycanın XV Əsr Tarixinə Dair Oçerklər, Bakı, 1958. 12. İskender Bey Münşi Türkmen, Tarih-i Alem-Ara-i Abbas-i, Çeviri Ali Genceli, (yayınlanmamış TTK Kütüphanesi tercüme No: Ter/51) I. cilt, I. kısım. 13. Kılıç, Remzi, XVI. ve XVII. yy.larda Osmanlı – İran Siyasi Antlaşmaları, İst. 2001. 14. Minorsky, V., Tadhkirat al-Mulûk, A Manual of Safavid Administration (circa 1137-1725), Londra 1943. 15. Nihat Çetinkaya, Kızılbaş Türkler Tarihi Oluşumu ve Gelişimi, İstanbul 2003. 16. Piriyev, V. Z., Azərbaycan Hülagülər Dövlətinin Tənəzzülü, Bakı 1978. 17. Sadıq oğlu, Ç., “Azərbaycan Təsəvvüfü Tarixində „Səfəviyyə‟ ve onun Xətai Yaradıcılığında Yeri”, Şah İsmayıl Xətai (Məqalələr Toplusu), Bakı 1988, s.58-70. 18. Sümer, Faruk, “Safevi Devletinde Türkçe Adlar” Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adları, Cilt I, İst. 1999, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı (Yayın), s. 235–275. 19. Sümer, Faruk, Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1999. 20. Şeref Han, Şerefname - Osmanlı-İran Tarihi, çeviri – Mehmet Emin Bozarslan, ANT Yayın., İstanbul 1971, II. cilt. 21. Velidi, A. Z., “Azerbaycan”, İ.A. C. II., s. 91-118 22. Veliyeva Zülfiyye, Safevi Devlet Teşkilatı (Tezkiretü‟l-Mülük‟e Göre), Doktora tezi, Ankara 2007, YÖK, Yayınlanmamış. Walther Hinz, 23. Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd XV. Yüzyılda İran‟ın Milli Bir Devlet Haline Yükselişi, Çeviri Tevfik Bıyıklıoğlu, Ankara 1992. 24. Zərinəzadə, H., Fars Dilində Azərbaycan Sözləri, Bakı 1962. 25. Иванов, М. С., Очерк Истории Ирана, Москва 1952. 26. Мустафаев, Ш. М., Восточная Анатолия от Аккоюнлу к Османской Империи, Москва 1994. 27. Новосельцев, А. П., Некоторые Вопросы Государственной Организации Державы Сефевидов в Иране, Ближневосточный Сборник, Тиблиси 1983. 28. Петрушевский, И. И., Ислам в Иране в VII – XV веках, Ленинград 1966. 29. [1] Bu eserde Safevilerin kökeni Hz. Peygambere dayandırılması tarihçiler arasında tartışma konusu olmasına rağmen, menşe konusunda ilk eser olması sebebiyle önemlidir. Eserin müellif nüshası H. 759 / M.1357 yılında tamamlanmıştır. M. Abbaslı, Safvetü‟s-safa‟nın müellif nüshasının bilim âlemince günümüze dek bilinmemesi dolayısıyla birçok meselenin katıp karıştırıldığını ve eserde, özellikle Safevilerin kökeniyle ilgili bilgilerin tahrif edildiğini yazmaktadır. Bkz: Mirza Abbaslı, “Safevilerin Kökenine Dair”, Belleten, C. XL, 19, TTK Basımevi, Ankara 1976, s. 288. 30. [2] Oqtay Əfəndiyev, Azərbaycan Səfəvilər Dövləti, Bakı 1993, s. 34.
342 Zülfiyye Veliyeva
31. [3] Mirza Abbaslı, a. g. m., s. 296. 32. [4] Şeref Han, Şerefname - Osmanlı-İran Tarihi, çeviri – Mehmet Emin Bozarslan, ANT Yayın., İstanbul 1971, II. cilt, s. 134; Tarih-i Alem Ara-i Abbasi‟de Safevilerin soyunun Hz Peygambere kadar dayandığından şöyle bahsedilir: “Bu yüksek sülalenin Hz. Hatemü‟l-Enbiya ve Ali el Murtaza Aleyhisselam soyundan geldiği malum ve basiret sahiplerine vazıh ve aydındır.” Bkz: İskender Bey Münşi Türkmen, Tarih-i Alem-Ara-i Abbas-i, Çeviri Ali Genceli, (yayınlanmamış TTK Kütüphanesi tercüme No: Ter/51) I. cilt, I. kısım s. 10; Münneccimbaşı`nın, Sahayif ül-ahbar adlı tarihinde (C. III, s. 179-180) Safevilerin Şah İsmail‟den İmam Musa Kazım‟a kadar şeceresi verilir. Musa Kazım‟dan daha yukarısı bu eserde gösterilmemiştir. Bkz: Walther Hinz, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd XV. Yüzyılda İran‟ın Milli Bir Devlet Haline Yükselişi, Çeviri Tevfik Bıyıklıoğlu, Ankara 1992, s. 6; Mirza Abbaslı, Safevilerin Kökenine Dair, Belleten C. XL, 19, s. 287. Franz Babınger bu şecerenin doğruluğunun kuşkulu olduğunu ifade etmiştir. Bkz: Franz Babınger, “Safiyeddin”, İ. A., C. X., s. 65. 33. [5] Mirza Abbaslı, a.g.m., s. 287. 34. [6] Şerefname‟de Şah İsmail‟in ulu babalarından Erdebil‟e ilk gelen‟in Firuzşah Zerrinkülah olduğu yazılmakta. Şeref Han, Şerefname - Osmanlı-İran Tarihi, s. 134. 35. [7] Nihat Çetinkaya, Kızılbaş Türkler Tarihi Oluşumu ve Gelişimi, İstanbul 2003, s. 359. 36. [8] Mirza Abbaslı, a. g. m., s. 328-329; “Yüksek makam sahibi olan ve tüm Fars‟ta cesareti ile tanınan Emir Abdullah Safi‟ye müracaat ederek dedi: “Ey Türkün Piri...”. bkz: O. Əfəndiyev, a.g.e., s. 35. 37. [9] F Sümer, Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1999, s. 1–2. 38. [10] S. Aşurbeyli, XII. yüzyılda Azerbaycan topraklarında çok sayıda köy ve kentin Türkler tarafından işgal edildiğini ve oralara yerleştiklerini yazmaktadır. Bkz: S. Aşurbeyli, “Azerbaycan‟da Eski Türk Aşiretleri,” XI. TTKong. cilt 2, Ank.. 1994, s. 550. Azerbaycan‟daki Türk nüfusuyla ilgili geniş bilgi için ayrıca bkz: R. Hüseynov “Azerbaycan‟daki Etnik Süreçlerin Tarihi Yönleri”, XI TTKong. cilt 2. Ankara 1994. İran, Anadolu, Azerbaycan‟ın etnik yapısıyla ilgili ayrıca bkz: Ш. М. Мустафаев, Восточная Анатолия от Аккоюнлу к Османской Империи, Москва 1994, s. 15; A. Z. Velidi, “Azerbaycan”, İ.A. C. II. s. 91-118. 39. [11] İlhanlılar Tatlara, Taciklere ağır vergi uyguluyor, ticaret yapmalarını engelliyor, ordu hizmetlerine kabul etmiyorlardı, kabul ettiklerinde ise özel damgalarla (işaret) belirtip aşağılıyorlardı. Doğal olarak Tatlar bu engellere, aşağılamalara dayanmaktansa, göçmeyi seçmişlerdi. Onların birçoğunun Irak‟a göçtüğü, az bir kısmının ise Moğollarla birlikte zamanla Türklerin içinde eriyip Türkleştiği kaydedilir. Tatlara ve Taciklere karşı bu tutumun Gazan Hanın İslamiyet‟i kabul etmesine kadar sürdüğü bilinmektedir. Gazan Hanın onların durumunu düzeltmek için ferman çıkarmıştır. İbn el-Esir Moğol dönemindeki Türklerle ilgili aşağıdakileri kaydediyor. “Bu Türkler milliyet ve cinsiyet dolayısıyla, Tatarlara temayül ettiler.” Cüveyni‟nin de Cengiz‟in ordusunun yarısından çoğunun Türklerden oluştuğunu kaydediyor. Bkz: A. Z. Velidi, “Azerbaycan”, İ.A. C. II. 104-105. / bkz: V. Z. Piriyev, Azərbaycan Hülagülər Dövlətinin Tənəzzülü, Bakı 1978; C. Heyyət, “Azərbaycanın Türkləşməsi və Azəri Türkçəsinin Təşəkkülü”, Varlıq, Tehran 1992. s.11. 40. [12] Oqtay Əfəndiyev, a.g.e., s. 34. 41. [13] Walther Hinz, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd XV. Yüzyılda İran‟ın Milli Bir Devlet Haline Yükselişi, Çeviri Tevfik Bıyıklıoğlu, Ankara 1992, s. 56.
Safevilerin Menşei ve Kızılbaşça 343
42. [14] “Memalik-i Mahruse‟” Tezkiretü‟l-mülük‟te, Azerbaycan, Fars, Irak, Horasan olarak gösterilir. Bkz: V. Minorsky, a.g.e., s.42; Ayrıca bkz: Mehemmedrıza Hubrui Pak, Negdi ber Federalizm, Tahran 1377 (2000). s. 189; Oktay Efendiyev “Memalik-i Mahruse”yi “Allah‟ın koruduğu vilayetler” şeklinde izah etmektedir. Bkz: O. Əfəndiyev, a.g.e., s. 233. 43. [15] Konglomerat – farklı ulusların ve boyların birliği. 44. [16] М. С. Иванов, Очерк Истории Ирана, Москва 1952, s. 61. 45. [17] M. Abbaslı, Şeyh Safi‟nin birçok dili yada kök olarak Farsçaya yakın diyalektleri bilebileceği ve hatta bu diyalektlerde eserler verebileceğini kaydeiyor ve Safvetü‟s-safa‟dan onun Türkçe, Arapça, Farsça, Moğolca, Gilanca‟yı (veya Gilekçe) iyi bildiğinin anlaşıldığını belirtir. O, A. Kesrevi‟ye atfen şu sözleri de ekler: “Hilafetin güçlü egemenliği yıllarında eserlerinin tümünü yada önemli bir bölümünü Arapça, Farsça yazmış Azerbaycan alim ve şairlerini, nasıl bütün ilmi faaliyetini Fars dilinde sürdüren A. Kesrevi‟nin kendini Arap ve Fars sayamayacağı gibi, Şeyh Safi‟yi de birkaç dü-beytiyle Farslaştırması mümkün olamaz”, bkz: M. Abbaslı, a.g.m., s. 324-325. 46. [18] А. П. Новосельцев, Некоторые Вопросы Государственной Организации Державы Сефевидов в Иране, Ближневосточный Сборник, Тиблиси 1983. s. 177. 47. [19] Vezirler, mustevfiler, münşiler ve kayt işleriyle uğraşan saray hizmetlilieri İskender Bey Münşi eserinde “Tacikiye” olarak adlandırılır. Bkz: İskender Bey Münşi Türkmen, Tarih-i Alem-Ara-i Abbas-i, I. cilt, II. kısım s. 272. 48. [20] O. Əfəndiyev, a.g.e., s. 33. 49. [21] М. С. Иванов, a.g.e., s. 61. 50. [22] И. И. Петрушевский, Ислам в Иране в VII – XV веках, Ленинград 1966, s. 362. 51. [23] Faruk Sümer, “Safevi Devletinde Türkçe Adlar” Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adları, Cilt I, İst. 1999, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı (Yayın), s. 238–239. 52. [24] Turhan Genceyi, “Zeban-i Torki der Derbar-i Sefevi der İsfahan”, “Tribun” dergisi, sayı 4. İsveç 1999, s. 75. 53. [25] Turhan Genceyi, a.g.m., s. 73-74. 54. [26] F. Sümer‟e göre, Kızılbaş tabiri yalnız devletin askeri bakımdan dayandığı Türk unsuru-nu ifade etmiyordu (Tavaif-i Kızılbaş, Padişah-i Kızılbaş, Ümera-yi Kızılbaş, Leşker-i Kızılbaş, Sipah-i Kızılbaş, Gaziyan-i Kızılbaş), onun kurduğu ve yaşattığı devlete «Devlet-i Kızılbaş» ve hâkim olduğu yere de «Ülke-i Kızılbaş» deniliyordu.Bkz: Faruk Sümer, Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1999, s. 149-50; Benzer bir ifadeyi İran tarihçisi Felsefi‟de kullanmakta: “Türk boyları tüm askeri ve sivil mevkileri, görevleri ele geçirerek, İran halkını tüm yetki ve ihtişamla yönettiler. Bundan dolayıdır ki, Safeviler devrinde şah, Şahenşah-ı İran adlandırılmasına rağmen, İran ülkesi Memleket-i Kızılbaş adlandırılmıştır.” Bkz: O. Əfəndiyev, a.g.e., s. 31. 55. [27] C. İbrahimov, Azərbaycanın XV Əsr Tarixinə Dair Oçerklər, Bakı, 1958, s. 114; Bu taç sebebiyle “Safevi şahlarına tabi olanlara Sünniler tarafından “Kızılbaş” denilmiştir”. Bkz: Franz Babınger, “Safiyeddin”, İ. A., C. X., s. 64-65; Remzi Kılıç, XVI. ve XVII. yy.larda Osmanlı – İran Siyasi Antlaşmaları, İst. 2001, s. 12; F. Sümer Selçuklular devrinden beri Anadolu‟daki Türkmenlerin beyleri de dâhil olmak üzere, kızıl börk giydiklerini, Osmanlı devrinde ak börkü sadece padişahın kulları, yani devşirme zümresine mensup askerlerin giyebildiğini ve devlet hizmetinde bulunan Türk asıllı askerlerin ise, eskiden olduğu gibi kızıl börk taşıdıklarını yazarak, Safevi tarikatına bağlı Anadolu müritlerinin de Türk oymaklarından ve köylülerinden oluşmaları sebebiyle giydikleri börkün kızıl renkte olmasının tabii olduğunu söyler. Bkz: F. Sümer, “Safevi Devletinde Türkçe Adlar”, s. 235.
344 Zülfiyye Veliyeva
56. [28] Şerefname‟de Zerrinkülah “Altın taçlı” şeklinde açıklanmaktadır. Bkz: Şeref Han, Şerefname Osmanlı-İran Tarihi, çeviri – Mehmet Emin Bozarslan, ANT Yayın., İstanbul 1971, II. cilt, s. 134. 57. [29] Turhan Genceyi, a.g.m., s. 78. 58. [30] Ç. Sadıq oğlu, “Azərbaycan Təsəvvüfü Tarixində „Səfəviyyə‟ ve onun Xətai Yaradıcılığında Yeri”, Şah İsmayıl Xətai (Məqalələr Toplusu), Bakı 1988, s. 63.
Thank you for copying data from http://www.arastirmax.com