You are here

Hazret-i Ali'nin Yüz Sözü

Journal Name:

Publication Year:

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (Original Language): 
İslâm kültüründe Hazret-i Muhammed'den sonraki en büyük simalardan birisi de Hz. Ali'dir. Hz. Ali özellikle "Hz. Muhammed'den intikal eden İlâhî bilginin kanalı sayılması dolayısıyla pek çok tasavvuf ve tarikat erbabınca 'Şah-ı Evliya' kabul edilmiş; diğer taraftan katıldığı savaşlarda gösterdiği yiğitlikler itibariyle Müslüman halk ve asker arasında asırlar boyunca bir kahraman olarak tanınmış ve sevilmiş..."1tir. İlim şehrinin kapısı da sayılan Hazret-i Ali'nin hitabeleri, mektupları, emirnameleri, sözleri ve şiirleri, yüzyıllar boyunca çeşitli şahsiyetler tarafından toplanarak kitaplaştırılmıştır. İşte bu şekilde kitaplaştırılan eserlerden birisi de günümüz Türkçesi ve orijinal metniyle yayımlandı: Adem Ceyhan'ın 'Ha^ret-i Ali'nin Yü% Sö%ü Gül-i Sad-Berg" adlı kitabı, 2008'de Buhara Ya-yınları'ndan çıktı. Yazar, Öncü Kitap'tan 2006 yılında yayımlanan "Türk Edebiyatı'nda Hasreti Ali Vecibeler" isimli incelemesinde Hz. Ali'ye ait vecizelerin, Türk Edebiyatı üzerinde yüzyıllarca devam edegelen tesirlerini tespit edip ortaya koymuştu. Buradan öğrendiğimize göre, Hz. Ali'nin yüz sözünü ünlü âlim Câhız derlemiş; Reşîdüddîn Vatvat ise Farsça olarak tercüme ve şerh etmiş ve bu metin Sultan I. Ahmed'in isteği üzerine, meşhur şeyhülislâm ve tarihçi Hoca Sâdeddin Efendi'nin oğlu Abdülaziz Efendi tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Ceyhan, kitabında işte bu eserin hem aslını, hem de günümüz Türkçesi'ne aktardığı metnini vermiştir. Eserin "Azîz"in İzlerini Ararken..." isimli bölümü, önsöz niteliğindeki kısımdır. "Bir Bilim Adamının Hikâyesi" de denebilecek bu bölümde, bir akademisyenin meslek hayatının ilk yıllarından itibaren başından geçenler ve eserin telif macerası, ilgi çekici bir üslûpla anlatılmıştır. Genç akademisyenlere yön göstermesi açısından bu bölüm, oldukça dikkate değer... Bu bölümde Ceyhan, hocası Prof. Dr. Amil Çelebioğlu'nun ilmî çalışma konusu seçimi hakkındaki sözlerini de nakletmektedir. Genç akademisyenlere yol gösterici olması dolayısıyla o sözleri aynen aktarıyoruz: "Yapılacak her çalışma bir ihtiyaca cevap vermeli; bir boşluğu dol-durmalı ve Türk kültürüne faydalı olmalı. Ayrıca seçeceğiniz konunun yayımlanabilecek vasıfta olmasına dikkat edin. Eğer böyle bir kültür içindeyseniz, mevzûnuzun insanlara iyiyi, doğruyu telkin etmek suretiyle manevî bir kazanç sağlayacak mahiyet taşımasını da istersiniz herhalde... Meselâ, ben doktora tezi konusu tesbit etmeden önce daima faydalı olabilecek bir eser üzerinde çalışmayı temenni ederdim. Samimi dileğimin sonucu olsa gerek: Halk arasında asırlar boyunca büyük rağbet gören ve yakın zamanlara kadar saygıyla okunan Muhammediye üzerinde çalıştım..."2 "Tek bir edebî şahsiyetle ilgili tez hazırlarsanız, çalışma sonucunda sadece o kişinin mütehassısı olursunuz... Ama daha şümûllü, daha geniş zaman dilimini kaplayan bir konuyu ele alırsanız, herhâlde ilim dalımızın bilinmeyen bir sahasını daha iyi tanı(t)ma, aydınlatma imkânı bulabilirsiniz."3 Eserin "Babası Yolunda Bir Oğul: Abdülaziz Efendi" isimli kısmında Hoca Sâdeddin Efendi'nin oğlu Abdülaziz Efendi'nin hayatı hakkında olabildiğince detaylı bilgi verilmektedir. Bu bahsin devamında tarih ve biyografi yazarlarımızın onun hakkında yapmış oldukları değerlendirmeler de nakledilmiştir. Eserleri telif ve tercüme olarak iki başlık altında tanıtılmış; "Telif Eserleri"nin manzum kısmında "Azîz" mahlasını kullanan şairin şiirleri değerlendirilir ve örneklendirilir. Hocazâde'nin mensur eserleri olarak mektupları, İbn Nüceym tarafından yazılan Eşbah ve'n-ne^â'ir isimli eser hakkındaki bir şerh için yazdığı Arapça takriz, bir fetva reddiyesine reddiyesi sayılabilir.

Translated Author: