You are here

BİR ALMAN OLARAK; BENİM GÖZÜMDE ATATÜRK

ATATÜRK FROM MY POİNT OF VİEW AS A GERMAN

Journal Name:

Publication Year:

Author Name
Abstract (2. Language): 
When I was asked to perform a speech under the name "Atatürk in German vision" in November by a school in Izmir, it was a honorable work but also impossible for me to do. There is no such a view of Atatürk in German vision. Hence I could only be able to express my own personal feelings. I would like to summarize what I told there, but if I happen to fail in expressing those ideas fully due to lack of know¬ledge, I want you to understand me. In my opinion Atatürk is one of best leaders of the last century. I can see why he has been so much loved and respected by Turkish republic so far. He is not only the one who founded the Turkish Republic but also the only personality who most people that defend the secularity and republic identify. That he is considered as a great personality in Turkey surprises foreigners, probably Germans most. It is surprising that our pro vo cateur nationalism as Germans (probably due to our foul history) identified with Atatürk. However, I soon found out that Atatürk's Nationalism is not related to ethnicity and is not definitely towards to other races. He founded the Turkish Republic regardless of races and ethnicity, just naming this "Turkish Republic". The term "Turk" which he wanted to point out here, covers all ethnic classes in Turkey. Unfortunately, it is seen that many varied nationalists are trying to express this term as an ethnic concept by constricting its meaning. What are the points that make Atatürk such a great politician? The fact for me is that he had quite wide vision for founding and for the development of Turkish Republic which he succeeded in achieving his aim at last. I want to give you a few examples which had deep impacts on me: The struggle to be free and independen t and to believe in power to go on its own foot. Ottaman Empire was entirely in debt and was depended on other countries. However, the young Turkish Republic gave struggle and won its independence. As it paid its previous debts, didn't let alone go into new ones. May be, it was a slow but a secure way for the develop¬ment. Those who governed Turkey after Atatürk unfortunately didn't go on this manner. In a short time, they have undergone new debts and heavy burdens in return for accelerated economic develop¬ment. Atatürk ha d same vision in country's being culturally modernized. He believed in that this young, new country must be secular, intellectual and contemporary. He struggled hard to perform this: his action was a cultural revolution. These revolutions had been put into practice despite all difficulties. As the society was not well educated and literate, it was impossible to put these revolutions into practice through another way. In spite of all, Atatürk managed to apply democratic republic and multiparty democracy system. What makes me most surprised is that Atatürk gave importance to these developments though he was a military leader and never wore uniform. It's again his vision which leads swift enlightenment and development period in the country. It is a fantastic view to be both president and school principal of the country. According to me, another outstanding point in Atatürk's revolution of education is village institutes. These institutes played an important role in the development of the country including rural areas. Those which had been developed by German Professor Kerschensteiner, as engineering schools in Germany couldn't be any thing other than model schools. However, this system processed all over the country with determination and success. As a result, education became right of all classes, not only urbanized regions. But it is a pity for the country that governors after Atatürk closed these institutes due to the compulsion of village chiefs. Development of Turkey was prevented. I have a special reason for being glad to Atatürk. I am married to a Turk and my father in law has been educated in village institute. He was sent to the fields and farms to be a shepherd when he as an orphan and emigrant in Aydın. After educating in these institutes he became teacher and then supervisor of schools. He succeeded in this through revolutions of Atatürk. My father in law has always been literate, progressive and life long supporter of secular republic. Though I am both foreigner and non-Muslim, this has never been a matter neither for him nor the whole family. Naturally the daughter of this family was brought up in a free and enlightened manner. So this let me and my wife to meet each other. No doubt that we can say many other reasons for Atatürk's being one of best politicians and most important governors of the century. But I am sure that: Turkey has too many reasons to thank him! Of course there might be many important qualities of the past that became out of date today. But despite all, Atatürk's principals must not be ignored as a guide for democratic and secular Turkish Republic.
Abstract (Original Language): 
Kasım ayında İzmir'deki bir okuldan 'Alman Gözüyle Atatürk' konulu bir konuşma yapmam istendiğinde bu benim için bir onur, fakat aynı zamanda da gerçekleştiremeyeceğim bir görevdi. Atatürk için bir 'Alman' görüş şekli diye bir şey yoktur. Dola¬yısıyla ben sadece kendi kişisel Alman görüşümü açıklayabildim. O gün söylediklerimi burada özetle¬meye çalışacağım, fakat bilgileri¬min yetersiz kalması durumunda hoşgörünüze sığınmak istiyorum. Bana göre Atatürk son yüzyılın en büyük önderlerinden biridir. Kendisinin Türkiye'de günümüze dek, özellikle de şu anda, neden sevilip sayıldığını çok iyi anlıyorum. O yalnızca modern Tür¬kiye'nin kurucusu değil, laik cumhuriyete sahip çıkan herkesin özdeşleştiği tek kişiliktir. Atatürk¬'ün kişiliğinin Türkiye'de bir üstün olarak kabullenilmesi, yabancıları ve belki de en çok Almanları şaşırt¬maktadır. Biz Almanların (kendi kötü tarihimiz nedeniyle) ilk başta birçok ulusal sembollerle Atatürk'le bağ¬daştırılan kışkırtıcı milliyetçiliği, şaşırmamıza neden olmuştur. Ancak öğrendim ki, Atatürk için milliyet¬çilik etnik bir konsept değildir ve kesinlikle diğer etnik gruplara yö¬nelik değildir. Atatürk, hiç bir etnik kavram düşünmeksizin Türkiye Cumhuriyeti'ni 'Türk'lerin' devleti olarak kurmuştur. Kendisinin bura¬da belirtmek istediği 'Türk' kavra¬mı, bu ülkede yaşayan tüm etnik toplumları içine almaktadır. Maalesef günümüzde farklı görüşlü birçok ulusçunun, bu kelimeyi daraltıp et¬nik bir kavram çıkarmakta oldukları görülmektedir. Atatürk'ün bu kadar büyük bir politik lider olmasının sebepleri nelerdir? Benim için gerçek şudur: Yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriye-ti'nin gelişmesi için son derece açık bir vizyona sahiptir ve bu görüşünü gerçekleştirerek amacına ulaşmıştır. Sizlere beni çok etkileyen birkaç örnek vermek isterim: Özgür ve bağımsız olma gayreti, kendi gücü ile ilerleme yeteneğine inanma. Osmanlı İmparatorluğu çok borçlanmış idi ve yabancı dev¬letlere bağlı idi. Buna karşı genç Türkiye Cumhuriyeti ise bağımsız¬lığı için mücadele verdi ve kazandı. Yeniden borçlanmadığı gibi eski borçlarını da geri ödedi. Bu belki gelişmeye giden yavaş ama son derece güvenli bir yoldu. Atatürk¬'ten sonra gelenler maalesef bu yolu izlememişlerdir. Kısa süre içinde hızlı bir ekonomik yükselme karşılı¬ğında, yeni borçlanmalar ve bağım¬lılıklar ödenmiştir. Atatürk ülkenin kültürel modernleşmesinde de aynı şekilde vizyon sahibi idi. Bu genç ve yeni devletin çağdaş, aydın ve laik bir cumhuriyet olması gerektiği inan¬cında idi. Bunu gerçekleştirmek için çaba gösterdi; hamlesi bir kül¬tür devrimi idi. Bu devrimler tüm karşı koymalara rağmen otoriter yollarla başarılmıştır. O dönemde toplum, böyle bir yenilik için henüz yeterli düzeyde olmadığından bunu başka şekilde başarmak olanaksız¬dı. Her şeye rağmen Atatürk, yeni cumhuriyeti demokratik bir geliş¬meye ve çok partili sisteme açık tutma işlevini daima uygulamıştır. Bu nedenle asker bir lider olarak yetişen Atatürk'ün politikacı olarak bunu önemsemesi ve hiçbir zaman üniforma giymemesi beni çok etkilemiştir. Tüm ülkede aydınlanma ve gelişmenin hızlı gerçekleşmesi ke¬sinlikle yine Atatürk'ün ileri görüşü ile olmuştur. Devlet başkanı, ulusun başöğretmeni olarak, bu çok etkile¬yici bir görüntüdür! Atatürk'ün eği¬tim seferberliğinde benim için göz alıcı bir örnek de köy enstitüleridir. Bunların kurulması kırsal bölgeler de dâhil, tüm ülkenin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Almanya'da Prof. Kerschensteiner tarafından iş okulları konsepti olarak geliştirilen¬ler model okuldan ileriye gideme¬mişlerdir. Türkiye'de ise bu, her yerde kararlılıkla ve başarılı bir şe¬kilde sürdürülmüştür. Böylelikle eğitim ve aydınlanma, sadece kent¬sel kesimdeki elit tabakanın hakkı olmaktan çıkmıştır. Ancak Atatürk'ten sonra gelenlerin, toprak sahip¬lerinin baskıları ile köy enstitülerini kapatmaları ise üzücüdür; Türkiye¬'nin gelişmesi engellenmiştir. Atatürk' e müteşekkir olmamın benim için özel bir sebebi var: Bir Türk ile evliyim ve kayınpe¬derim de köy enstitülerinden yetiş¬miştir. Kendisi Aydın vilayetinde göçmen ve yetim bir çocuk iken tar¬laya hayvan gütmeye gönderilmişti. Köy enstitüleri sayesinde öğretmen ve sonradan da okul müfettişi ol¬muştur. Bunu Atatürk'ün reform¬larıyla başarmıştır. Kayınpederim aydın, ilerici ve bu yaşına kadar laik cumhuriyet için çalışan bir kişidir. O ve tüm aile fertleri için, beni yabancı ve gayrimüslim bir damat olarak kabullenmek hiç bir şekilde sorun olmamıştır. Doğal olarak bu ailenin kızı da özgür ve aydın bir anlayış içinde yetişmiştir. Bu da sonuçta eşimin ve benim birbirimizi bul¬masına imkân vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün neden son yüzyılın en etkileyici ki¬şiliklerinden ve en önemli siyaset adamlarından biri olduğuna dair mutlaka birçok başka sebep de sa¬yabiliriz. Fakat emin olduğum tek bir şey vardır: Türkiye'nin ona teşekkür etmesini gerektirecek çok sebebi var! Tabi ki o günlerde doğru kabul edilen birçok şey günümüzde geçerliliğini yitirmiş olabilir. Ancak her şeye rağmen Atatürk ilkelerinin laik ve demokratik bir Türkiye için iyi bir rehber olduğu inkâr edilemez bir gerçektir.