Buradasınız

Oya Baydar Romanında "Ölüm Tapıncı" Eleştirisi ve Erkek Öldürümü Sorunsalı

The Critique of "The Death Cult" and the Problematic Notion of the Male Figure Destruction in Oya Baydar's Novels

Journal Name:

Publication Year:

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (2. Language): 
As a reflection of painful lives, Oya Baydar's first novel Hiçbiryer'e Dönüş (Return to Nowhere), discursively constructs the notion of "ideational death" through the characterisations of those who, due to the unbearable ideological let-downs, have substantially lost their self-confidence, critical thinking skills and hopes for future. In her books Sıcak Külleri Kaldı (Hot Ashes Left) and Erguvan Kapısı (The Redbud Door), "death", taken as one of the basic problematic issues, is vividly delineated mainly in connection with the male figures. While this literary genre eventually combines the vast majority of male figures with actual death, some other male figures are assigned the fate of ideational death. Oya Baydar's early integration of the historically and culturally deep-rooted "death cult" into the literary genre is found in Erguvan Kapısı (The Redbud Door) . Through the "death fasts" that appear in the context of "death cult", the problematic notion of "willpower", which has been described as the inherent characteristic of an autonomous individual since the Enlightenment, is thus revised. Oya Baydar's literary genre may receive criticism simply because she assigns almost all the male characters the fate of death. Although the writer contributes to the understanding and solution of the problematic notion of "death cult" as she generally assigns the male figures the fate of death, the aforementioned novels still present cases for the repeated creations of death. In the mentioned novels, it is meant that the "adoration of death" can be overcome by the acts of critical reasoning; however, the men who are supposed to be the symbols of the political power are killed, and following the motto, as the writer says, "the best man is the dead man", there appears a "dead men's cemetary", which, actually, narrows down "the space of death." Kayıp Söz (The Lost Word) is her latest novel in which she brings a rather different interpretation to the subject of man and death. In this novel, although the main male character seems to have internalized the values of the dominant power and legitimized its structure in his mind, he, gradually developing some humane feelings, tries to break the boundaries of that dominant power. In between his unbalanced inner tendencies for "his own comfort" on the one hand, and for "those hopeless people" on the other, Ömer Eren gets more human as he continues to search for his "lost word", and eventually moves away from death. The basic characters in the novel undergo a series of radical personality changes. When Kayıp Söz is analyzed from this perspective, it can as well be described as a novel of "progress". All the male figures in the novel re-discover the value of "independent reasoning" and the idea of "human being" to attribute them new meanings. These efforts turn into a determination and consciousness of fighting for a "more humane and more independent" life style. In Kayıp Söz, the writer does not let the male characters to die if they have struggled for a life suiting to the honour of man.
Abstract (Original Language): 
Oya Baydar'ın, yoğun yaşanmışlık yansıtan Hiçbiryer'e Dönüş adlı ilk romanında uğradıkları ağır siyasal yenilgi nedeniyle, öz-güvenlerini, eleştirel düşünme yeteneklerini ve gelecek umutlarını büyük ölçüde yitirmiş olarak kurgulanan figürlerde "düşünsel ölüm" motifi söylemleştirilmiştir. Sıcak Külleri Kaldı ve Erguvan Kapısı'nda "ölüm" başlıca sorunsallardan biri olarak çoğunlukla erkek figürlerde yazınsallaştmlmıştır. Bu yazınsal söylemin bir türevi olarak erkeklerin ezici çoğunluğunun sonu, gerçek anlamda bedensel ölümdür. Bazı erkek kahramanlar ise, düşünsel ölüme yazgılandmlmıştır. Oya Baydar, derin tarihsel-kültürel kökleri olan "ölüm tapıncı" motifini öncelikle Erguvan Kapısı'nda yazınsal söyleme içkinleştirmiştir. "Ölüm tapıncı" bağlamında ortaya çıkan "ölüm oruçları" ile ilgili olarak, Aydınlanma'dan bu yana özerk bireyin öz-yapısal niteliği olan "özgür istenç" sorunsalını güncelleştirmiştir. Kültürel bir görüngü olan "ölüm tapıncı" geleneğini içselleştirmiş figürlerin akıl-dışı davranışlarını felsefi açıdan irdeleyen yazar, eleştirel bir bilincin gelişmesini özendirmeyi amaçlar. Yazarın çok başarılı ve kapsayıcı bir anlatımla biçemselleştirdiği bu söylem, önemli bir estetik ve düşünsel değerdir. Oya Baydar'ın yazınsal söylemi, önemli erkek kahramanlarının hemen tümünü ölüme yazgılandırması nedeniyle eleştirilebilir. Genellikle erkek figürleri ölüme yazgılı olarak kurgulaması nedeniyle, yazar, irdeleştiği "ölüm tapıncı" sorunsalının aşılmasına katkı yapmakla birlikte, anılan romanlarda ölümün yeniden üretilmesi olasılığı varlığını korur. Anılan yapıtlarda "ölümü kutsama" tavrı eleştirel akıl birikimiyle aşılmak istenir; ancak, siyasal erki simgeledikleri varsayılan erkekler öldürülerek, yazarın anlatımıyla, "en iyi erkek, ölü erkektir" ilkesi sonucu bir "ölü erkekler mezarlığı" oluşturulmak suretiyle, "ölümün alanı" daraltılır. Kayıp Söz, Oya Baydar'ın erkek ve ölüm konusunda farklı bir yaklaşım geliştirdiği son romanıdır. Bu yapıtta baş erkek kahraman, egemen erk ve bunu meşrulaştıran yapılarla belli ölçülerde bütünleşmiş olmasına karşın, zamanla içinde boy veren insancıl kaygıların peşine düşerek, egemen erkin dışına çıkmaya uğraşır. Ömer Eren, iç sorgulamasında "kendi rahatını sürdürme" ile "umarsız insanları düşünme" eğilimlerinin çatışması sürecinde çeşitli yönlere savrulma eğilimine karşın, "yitirdiği sözü" arama uğraşını sürdürdüğü ölçüde insanlaşır ve ölümden uzaklaşır. Bu romanın önemli figürleri köklü bir kişilik gelişimi geçirirler. Kayıp Söz bu yönden değerlendirildiğinde, rahatlıkla bir "gelişim" romanı olarak da nitelendirilebilir. Erkek figürlerin tümü, söz konusu kişilik gelişim sürecinde "özgür akıl" ve "insancılık" idesini yeniden bulgular ve anlamlandırırlar. Bu anlamlandırma uğraşı, onlarda "daha insancıl, daha özgür bir yaşam" için savaşım kararlılığına ve bilincine dönüşür. Yazar, Kayıp Sözde insan onuruna yakışır bir yaşam savaşımı veren erkek kahramanlarını öldürmez.

REFERENCES

References: 

BAYDAR, O. (2005). Hiçbiryer'e Dönüş. İstanbul: Can Yayınları. 7. Basım. BAYDAR, O. (2000). Sıcak Külleri Kaldı. İstanbul: Can Yayınları. 4. Basım.
BAYDAR, O. (2005). Erguvan Kapısı. İstanbul: Can Yayınları. 12. Basım.
BAYDAR, O. (2007). Kayıp Söz. İstanbul: Can Yayınları. 1. Basım.

Thank you for copying data from http://www.arastirmax.com