Buradasınız

MİLLET VE MİLLİYET BAKIMINDAN TÜRK MİLLETİ (FELSEFÎ BİR YAKLAŞIM)

TURKISH NATION IN TERMS OF NATION AND NATIONALITY (A PHILOSOPHICAL APPROACH)

Journal Name:

Publication Year:

DOI: 
http://dx.doi.org/10.9761/JASSS2515

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (2. Language): 
When taken under debate by a pure philosophical method such as phenomenology, it is seen that a society, in order to be a competent nation or to claim to be so, needs to have basic common grounds developing in a process such as ancestor, homeland, state, language, custom and culture, religion. Nations and nationalities become perfect at the rate of these elements’ power of settling in consciousness. In the light of these data obtained by applying the phenomenological method to the concepts of nation and nationality, by moving with the thesis that it can be evaluated that to what extent all communities have the qualification of nation and nationality, in this article we have studied, in the light of the same method and the data, to what extent Turkish nation has the qualification of nation and nationality, whether they are a competent nation or not by looking at the common elements that Turkish nation have had through the history such as ancestor, homeland, state, language, custom-culture and religion. Turks have never chosen the path to be a nation or to found a state based on ethnical and racial basis throughout the history. They ground on custom and justice rather than racial connection. However they have the pre-historic Turkish origin and they are aware of it. The notion of homeland is very strong among Turks who have spread over many places in the world and made those places home. Not any Turk avoids sacrificing his own life and his favorite stuff for his country and nation. Turks have established states with a social structure in the form of “oguş” (family), “urug” (unity of families, strips), “oymak” (tribe, clan), “bod” (phratry, tribe), “bodun” (unity of tribes, peoples), “il” or “el” (unity of peoples, separate community, state, empire). They have developed this structure from pre-historic up to the 20th century and have founded important states such as the Republic of Turkey today. Turkish is a member of the Altaic linguistic family together with Mongolian and Manchu-Tungusic, Japanese, and Korean languages. It is one of the deepest rooted languages in the world. Besides with the changes arising from its own nature, as well as with the external factors such as geographical distributions, relationship with different socio-cultural environments, Turkish language, as it happens to all languages, has changed on the one hand and divided into branches and dialects on the other hand. The degree of the dialect differences in general Turkish language was not very big before the 20th century. However, recently Russian has struck a blow to Turkish dialects. The concept “Custom” refers to a certain order including morality, religion and law which are the common values of the people. The name “Turk” comes from the concept “töre” (custom). It means “türeli”(that has custom/ that has law and order). Therefore, Turkish states have always been foundations based on the provisions of custom throughout the history. Custom determines the existence of the state in Turkish tradition. When custom is disrupted, unity of the people is disrupted, nation disintegrates and state collapses. Orkhon inscriptions describes the situation very nicely. When examined the name of the state Gök-Türk, it is seen that the concept “Gök” (sky) in the beginning refers to “Gök Tanrı” (Tengri: Sky God/ Sky-Father), the concept “Türk” refers to “töre” (custom/tradition) that means law and order, including morality, justice and religion. In this case, the word “Gök-Türk” means “Gök Töresi” (Heavenly Custom), “Gök Nizamı” (Heavenly Order). And “Gök-Türk” state refers to the state implementing the Heavenly Order. Therefore, anyone who obeys the “Töre” (custom/tradition) is considered Turk. Anyone who betrays the Turkish custom, regardless of who his parents and ancestors are, is not considered Turk. Turkish nation is a nation of “Töre” (custom). Turkish nation has combined this pre-historic understanding with Islam. Depending on all these phenomena, Turkish nation who has all the features that should be present at a competent nation, has gained a character that is realistic, establishing a relationship between theory and practice, disliking mere speculation, prone to explain the concepts in a most obvious and conceivable way, rational, able to adapt rapidly by sudden and fast inferences. Due to this character and the features, Turkish nation today, as throughout thehistory, and in the future, is one of the most worthy and prepared nations to embrace all the communities set an example and lead the way for them.
Abstract (Original Language): 
Fenomenoloji gibi salt felsefî bir yöntemle ele alındığında görülüyor ki, bir topluluğun yetkin millet olabilmesi veya öyle olduğunu iddia edebilmesi için en temel olarak bir süreçle gelişen ata, vatan, devlet, dil, töre ve kültür, din ortaklıkları gibi ortaklıkları taşıması gerekir. Bu unsurların bilinçlerde yerleşme gücüne göre milletler ve milliyyetler yetkinleşmektedirler. Fenomenoljik yöntemin millet ve milliyyet kavramlarına uygulanmasıyla elde edilen bu veriler ışığında bütün toplulukların ne derecede millet ve milliyyet vasfına sahip olduklarının değerlendirilebileceği tezimizden hareketle bu makalede aynı yöntem ve veriler ışığında Türk Milletinin tarihî seyir içinde sahip olduğu ata, vatan, devlet, dil, töre-kültür ve din ortaklığı unsurlarına bakarak ne derecede millet ve milliyyet vasfına sahip olduğunu, yetkin bir millet olup olmadığını araştırdık. Türkler tarihin hiçbir döneminde etnik, ırki esasa dayalı bir millet olma ve devlet kurma yoluna gitmemişlerdir. Irki mensubiyetten çok, töreyi ve hakkı esas almışlardır. Bununla birlikte tarih öncesine dayanan bir Türk Soyuna ve bunun bilincine sahiptirler. Dünyanın birçok bölgelerine yayılan ve gittikleri yerleri yurt, vatan edinen Türklerde yurt ahlâkı çok güçlüdür. Hiçbir Türk İl’i ve ulusu için canını ve en sevdiği şeylerini feda etmekten çekinmez. Türkler “Oguş” (aile), “urug” (aileler birliği, sülale, Şa’b), oymak (kabile, klan), “bod” (boy, ok, aşiret), “bodun” (boylar birliği, kavim), “il” veya “el” (bodunlar-kavimler birliği: müstakil topluluk, devlet, imparatorluk) şeklinde bir sosyal yapı ile devlet teşkilatları kurmuşlardır. Bu yapıyı Tarih öncesinden 20. Yüzyıla kadar geliştirmişler ve günümüz itibariyle Türkiye Cumhuriyeti gibi önemli devletler kurmuşlardır. Türkçe; Moğolca ve Mançu-Tunguzca, Japon ve Kore dilleri ile birlikte Altay dil ailesinin bir üyesidir. Dünyanın en köklü dillerinden biridir. Türk dili tarih içinde kendi doğal yapısından kaynaklanan değişmeler yanında çeşitli coğrafî dağılımlar, farklı sosyo-kültürel çevrelerle ilişki gibi dış faktörlerle bütün dillerde olduğu gibi bir yandan değişmiş, bir yandan da kollara, diyalektlere ayrılmıştır. 20. yüzyıl öncesine kadar genel Türk dili alanında diyalekt farklılıklarının derecesi çok büyük değildi. Ancak Rusça son dönemde Türk lehçelerine bir darbe vurmuştur. “Töre” kavramı halkın ortak değerleri olan ahlâk, din ve hukuku içinde barındıran belli bir nizama işaret eder. Türk adı töre kavramından gelir “türeli”’ (kanun ve nizam sahibi) demektir. Bu yüzden Türk devletleri tarih boyunca töre hükümlerine dayalı bir kuruluş olmuşlardır. Türklerde devletin varlığı töre belirler Töre bozulunca halkın birliği bozulur, millet dağılır ve devlet yıkılır. Orhun kitabeleri bu durumu çok güzel bir şekilde anlatır. Gök-Türk Devletinin ismi incelendiğinde, başındaki Gök kavramının Gök Tanrı’ya, Türk kavramının ahlâk, hukuk ve din kavramlarını içinde barındıran kanun ve nizam anlamına gelen “törey”e karşılık geldiği görülür. Bu durumda Gök-Türk kelimesi Gök Töresi, Gök Nizamı, yani Tanrı Nizamı anlamına gelir. Gök-Türk Devleti de Tanrı Nizamını Uygulayan Devlet demektir. Bu yüzden Töre’ye uyan herkes Türk kabul edilir. Türk töresine ihanet eden herkes, anası, babası, atası kim olursa olsun Türk değildir. Türk Milleti bir Töre milletidir. Tarih öncesinden gelen bu anlayışı Türk milleti İslâmiyet ile birleştirmiştir. Bütün bu fenomenlere bağlı olarak yetkin bir millette bulunması gereken bütün özelliklere sahip olan Türk Milleti gerçekçi, teorik ve pratik arasında ilişki kuran, salt spekülasyondan hoşlanmayan, kavramları en açık ve kavranılır şekilde açıklamaya yatkın, akılcı; ani ve seri neticeler çıkararak süratle uyum sağlayabilen bir karakter kazanmıştır. Bu karakter ve özellikleri dolayısıyla tarih boyunca olduğu gibi bugün de, gelecekte de bütün toplulukları kucaklamaya, onlara örnek olmaya ve yol göstermeye, en layık, en hazır milletlerden biridir.

REFERENCES

References: 

AKGÜN, Mehmet (1995). “Millet Nedir? Temel Unsurlara Nelerdir?”. Türk Yurdu. Ankara. 94: 35-43
ARVASİ, S. Ahmed (1991). Türk-İslâm Ülküsü. İstanbul: Burak Yayınevi
ATATÜRK, http://www.msxlabs.org/forum/x-sozluk/89101-ulku-ulku-nedir-ulku-hakkind...
BAYKARA, Tuncer (1998). Türk Adının Anlamı. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları
BIÇAK, Ayhan (2009). Türk Düşüncesi I Kökenler. İstanbul: Dergâh Yayınları
GÖKALP, Ziya (2005a). Türkçülüğün Esasları. İstanbul: Akvaryum Yayınevi.
(2005b). Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak. İstanbul: Akvaryum Yayınevi.
GÜNAY, Ünver ve GÜNGÖR, Harun (2009) Türklerin Dinî Tarihi, 5. Baskı, İstanbul: Rağbet Yayınları.
GÜNDÜZ, Şinasi (Editör) (2007) Yaşayan Dünya Dinleri, 2. Baskı, İstanbul: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
GÜNGÖR, Erol (1993). Tarihte Türkler. 5. Basım, İstanbul: . Ötüken Yayınları
KAFESOĞLU, İbrahim (1998). Türk Millî Kültürü. Onyedinci Basım. İstanbul: Ötüken Yayınları.
KARAHAN, Fazıl (May 2013). Millet ve Milliyyet (Felsefî Bir Çözümleme), The Journal of Academic Social Science Studies Jasss, Doi number: http://dx.doi.org/10.9761/JASSS1563Volume 6 Issue 5, p. 597-615,
5. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (Uluslararası Katılımlı) , 19-22 Aralık 2012 Denizli, “Milletleşme Sürecinde Dilin Değeri Ve Türk Dilinin Ülküsü Üzerine” adlı bildiri.
KAŞGARLI MAHMUD (1939). Divân-ü Lûgâtit-Türk. Neşr .ve Türkçeye Tercüme Besim Atalay. Ankara, 1939 c. I
KAZICI, Ziya; ŞEKER Mehmet (1982). İslâm Türk Medeniyeti Tarihi. 2. Baskı, İstanbul: Çağrı Yayınları.
KÖSOĞLU, Nevzat (2009). “Türk Milliyetçiliği İdeolojisinin Doğuşu ve Özellikleri”. Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, Milliyetçilik. Cilt 4. 4. Baskı, İstanbul: İletişim Yayınları.
KÜÇÜK, Abdurrahman; TÜMER, Günay; KÜÇÜK, Mehmet Alparslan (2011). Dinler Tarihi, 3. Baskı, Ankara: Berikan Yayınevi
112
Fazıl KARAHAN
ÖGEL, Bahaeddin (1997) Türk Mitolojisi I, İstanbul: MEB Yayınları.
ÖZYETKİN, Melek (2012) Tarihten Bugüne Türk Dili alanı, http://www.turkoloji.cukurova.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/ozyetgin_tarihte..., 14.4. 2012.
SAKAOĞLU, Saim, DUYMAZ Ali (2012). İslâmiyet öncesi Türk Destanları. 7. Baskı, İstanbul: Ötüken Neşriyat,
TABERÎ (1991), Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, Çev. Zâkir Kadirî Ugan, Ahmet Temir, Cilt 1, İstanbul: MEB Yayınları.
TANYU, Hikmet (1980) İslâmlıktan Önce Türklerde Tek Tanrı İnancı, Ankara: Ankara İlâhiyat Fakültesi Yayınları.
TOGAN, Zeki Velidi (1982). Oğuz Destanı Reşideddin Oğuznâmesi, Tercüme ve Tahlili. 2. Baskı, İstanbul: Enderun Kitabevi.
ÜLKEN, Hilmi Ziya (2004). Türk Tefekkürü Tarihi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları
Hilmi Ziya (1948). Millet ve Tarih Şuuru. İstanbul: Pulhan Matbaası
YAZIR, Elmalılı M. Hamdi (1992). Hak Dini Kur’an Dili, sade. İsmail Karaçam vd. Cilt 1. İstanbul: Hikmet Neşriyat
YUSUF HAS HACİP (2006) Kutadgu Bilig, Çev. Reşit Rahmeti Arat, I. Basım, İstanbul: Kabalcı Yayınevi.

Thank you for copying data from http://www.arastirmax.com