Journal Name:
- Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Burada keynezyen varsayıma bağlı kalınarak üretim düzeyinde bir düşme olmadan
istihdam yaratılması için gerekli önlemler tartışılacaktır. Keynezyen görüşte
istihdam sağlanması effektif talep düzeyindeki artışa bağlıdır (PARASIZ
1984,s.l97). Burada konu daha çok kalkınmakta olan ülkeler açısından ele alınacaktır.
"Keynezyen görüşün en belirgin özelliği arz şartlarının değişmezliği (uniformity)
olduğu varsayımıdır" (YAMAN 1977,s.l01). Yani, ilgili dönem boyunca arz,
ya elestik ya da inelastik olarak kabul edilir. "Arzın elastik olduğu kabul edilirse
toplam parasal talepte artma reel üretim artışıyla birlikte görülecektir. Öte yandan
arz şartlarının inelastik olduğu durumda, kantitatif teori geçerli olmaktadır. Şöyle
ki, parasal harcamalardaki bütün artışlar fiyatlar genel seviyesinde yükselmelere yol
açarak enflasyona sebep olmaktadır. Arz şartlarının elasük olduğu durum genellikle
cişsizliğin keynezyen dengesi>, inelastik olduğu durum ise, <keynezyen enflasyonist
açık> olarak adlandırılır. Her iki durumda da ekonomide üretilen değişik ürünler
arasındaki iç mübadele oranında (= nispî fiyatlar) değişiklik olması beklenmez"
(YAMAN 1977, s.101-102). Keynezyen ekonomide ekonominin üretim ve istihdam
artışına yönelik işleyişi talebe dayandırılır. Bu nedenle bütün iktisat politikası önlemlerinin
de talep artışına dönük olması gerekir. "Bu itibarla keynezyen öneriler
parasal harcamaların hacmi üzerine etki etmeyi amaçlar"lar (YAMAN 1977 s. 102).
Burada devletin başvurabileceği başlıca iktisat politikası aracı maliye politikasıdır
(PARASIZ 1984,s. 197).
Maliye politikasında, "işin esası devletin bir taraftan halktan alacağı vergiler
ve yapacağı borçlanmalarla, diğer taraftan, bütçe kanalı ile yapacağı çeşitli .harcamalarla
<effektif talep> seviyesi üzerinde arzulanan etkiyi yaratmasıdır" (ÜSTÜ-
NEL 1983,s.213). Bu politika iki yönlü olarak uygulanabilir: "Eğer ekonomide talep
yetersizliği ve bundan ileri gelen bir ekonomik durgunluk ve işsizlik söz konusu ise
devlet bütçe kanalı ile yapacağı kamu harcamalarını, kamu gelirlerinin üstüne çıkarmak
sureti ile bir ’açık bütçe1 politikası düzenleyebilir ve ’otonom harcamalar' seviyesini
yükselterek 'toplam yurtiçi harcama' seviyesini arttırarak, 'talep yetersizliği'ni
kısmen ya da tamamen ortadan kaldırabilir. Başka bir deyimle, 'deflasyon
açığını' 'açık finansman' politikasının yaratacağı ek effektif talep ile doldurarak
ekonomide 'tam istihdam dengesi'ni sağlayabilir.
Ekonomide aşın istihdam yönünde bir dengesizlik belirdiği zaman ise, devlet
bütçe fazlaları vererek, yani kamu gelirlerini kamu harcamalarının üstüne çıkararak,
bankalar sistemine olan borçlarında azaltmalar yapmak yoluna gidebilir. Böylece,
devlet hem harcama akımlarını doğrudan doğruya etkileyerek, hem de ekonominin
aşın likidite durumunu düzeltecek yönde tedbirler alarak ’enflasyonist başkı'nın
azaltılmasına, 'aşın talep'in yarattığı şişkinliğin eritilmesine yol açabilir" (ÜSTÜ-
NEL 1983,s.214-216).
- 2