Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Psikoloji Çalışmaları Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Bu başlıkla okumaya niyet ettiğiniz ya da bir
yerde gözünüze çarpmış olan bu metin; MIT,
London School of Economics ve New York
üniversitelerinde sosyoloji profesörü olan ve
2006 yılında uluslararası entelektüel prestiji en
yüksek ödüllerden Hegel ödülünü alan Richard
Sennett’in son eseri “Beraber” hakkındadır.
Yazar, bu eserinde insan etkileşimlerinin doğasını
ayrıntılarıyla incelerken, ilk örneklerinden
birinin Montaigne olduğunu düşündüğü “diyalojik
parçalar mozaiği” üslubunu da (edebi bir
pratiktir) yeniden kullanmayı deniyor, bence
başarıyor da. Çünkü “herhangi bir konunun ya
da uygulamanın her bir yönünü görmek için bu
şeylere etrafından bakmanın değiştirdiği odak
noktası, insanları sakinleştirir ve tepkilerinde
daha objektif olmalarını” sağlar diyor yazar.
Yazarın bu tercihiyle oldukça karmaşık bir anlatı ağı yaratan ve fakat aynı
zamanda okuyucuyu korkutmamayı da başaran bir kitap olan Beraber için
yazılan bu değerlendirme yazısı da ele aldığı kitaba uygun bir üslupla kaleme
alınmıştır: Tüm kitabı kapsama acelesi ve/veya böyle bir zorlama olmadan
kitabın bir okurda bıraktığı etki sergilenmeye çalışılmıştır. Umarım metnim
bu iddiaya hak vermenize vesile olur.
İnsanlık, birkaç milyon yıllık tarihi boyunca Dünya üzerinde -akıl almaz
rastlantılar ışığında keşfedilegelen- çeşitli izler bırakmıştır. Bu izler, insanın
son iki yüz bin yıldır aldığı formun (homo sapiens) birkaç bin yıl evvel sem- bolik bir işaret sistemini icat etmesiyle birlikte sistemli bir kayıt kültürü halini
alarak kuşaktan kuşağa aktarılmaya başlanmıştır. Bu icat, yani yazı, insanlığın
bir sonraki kuşağa aktardığı biyolojik olmayan bilgi dağarcığını, zekice bir
hamleyle, sağlam bir zemine kavuşturmuştur. Yazılı tarih, önceki kuşaklardan
günümüze kadar uzanan envai çeşit insanlık deneyiminin bilgi şifrelerini taşır.
Bizler bu şifreleri akla uygun ya da o kadar da uygun olmayan birçok yoldan
kullanarak hayatlarımıza uygulamaya, onları değiştirmeye ve yeniden kaydederek
biriktirmeye devam ederiz.
19. yy’da ileri yaşlarını yaşamış olan ünlü Alman filozof Hegel, tüm bu
çabanın kutsal bir amaca ulaşmak için bir yol kat etme görevi olduğunu düşünmüştü.
Tanrı’dan kopan insan aklı, zaman içinde doğa ile çatışmalara girerek
tekrar bir teklik olan Tanrı’ya ulaşma yolunda ilerlemekteydi. Hegel’den genç
olan Marx, kendi ifadesiyle, ustası Hegel’in baş aşağı duran bu tinsel çatışma
süreci fikrini ayakları üzerine oturtmaya kalkmıştı daha sonra. Yani Marx,
Hegel’de idealist kalan diyalektiği bilimsel bir yönteme dayandırarak fizik
evrene uygulanabileceğini tüm felsefe camiasına açıkça ilan etmiş özgün bir
materyalistti.
FULL TEXT (PDF):
- 1