You are here

Ahlak-Vahiy İlişkisi ve Kur'an'da İman-Ahlak-Amel Bütünlüğü

Journal Name:

Publication Year:

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (2. Language): 
Ethics expresses the moral judgements that we can call good or bad, true or wrong in human relations. Some moral values can form a ground for law as well as they may become principles of law. Despite some differences in consideration of ethics from one society to the other under the influence of social, cultural and other conditions, we cannot put ethics on the relative ground absolutely. The normative moral principles confirmed by the process of revelation have universal dimension that originate from the human nature and deepen with religion, philosophy, mysticism and Sufism from the very beginning of history. From the angle of belief-ethics connection, the struggles that try to go to the existence of God moving from the moral experience or tries to go to the moral experience moving from the existence of God date back to the oldest periods of history. It is possible to see an intellect dealing only with the question of "how?" and so drowning in formulas as a cold and mechanic intellect that lost its soul. A moral principle deprived of the support of faith is not rooted in sentiments sufficiently and so cannot form a collective conscious in the society regarding it. First, the Qur'an has formed the ground of knowledge and faith to establish the values on it while fixing the values connected with the individual and society that it aims to create. The Qur'an has addressed human beings' world of intellect as well as addressing their world of heart. The subject of prayer and conducts is related to the subject of belief and ethics in Islam one within the other. In Islam there is no principle of prayer and conduct that does not become integrated with belief and ethics.
Abstract (Original Language): 
Ahlâk, insan ilişkilerinde "iyi" veya "doğru" veyahut "kötü" veya "yanlış" olarak adlandırdığımız değer yargılarını ifade eder. Bazı ahlâk kuralları hukuka temel oluşturabileceği gibi hukuk kuralı haline de gelebilir. Ahlâk anlayışında sosyal, kültürel ve diğer faktörlerin etkisiyle toplumdan topluma farklılıklar olmasına rağmen, ahlâkı tamamen rölatif bir zemine oturtamayız. Normatif ahlâk kuralları, insanlığın başlangıcından günümüze kadar vahiy süreci ile teyit edilen, insan fıtratından kaynaklanan, din, felsefe, mistisizm ve tasavvuf ile derinlik kazanan evrensel bir boyuta sahiptir. İman-ahlâk ilişkisi açısından, Tann'nın varlığından ahlâki tecrübeye veya da ahlâki tecrübeden Tann'nın varlığına gitmeye yönelik çabalar insanlık tarihinin en eski dönemlerine kadar gitmektedir. Hayatın anlam ve gayesini sorgulamayan, sadece "nasıl?" sorusuyla uğraşarak formüller içerisinde boğulmuş bir aklı, ruhunu yitirmiş, mekanik ve soğuk bir akıl olarak görmek mümkündür. İmanî destekten yoksun bir ahlâkî prensip duygu planında yeterince temellenmemiş olup toplumda kolektif bir şuurun oluşturulmasında yetersiz kalır. Kur'an, oluşturmayı amaçladığı insan ve toplumla ilgili değerleri ikame ederken, önce bu değerlerin üzerine kurulacağı bilgi ve iman zeminini oluşturmakta, ontolojik olarak hayat, evren ve insan varlığının anlam ve gayesi ile ilgili doğru bilgilendirmeyi esas almaktadır. Kur'an, insanların akıllarına hitap ettiği kadar gönül dünyalarına da hitap etmiştir. Kur'an'da ibadet ve muamelat (fıkıh) konuları iman ve ahlâkla iç içedir. İslâm'da hiçbir ibadet ve muâmelât prensibi yoktur ki iman ve ahlâkla bütünleşmemiş olsun.
FULL TEXT (PDF):