You are here

ÜRETİCİ BİR ETKİNLİK ALANI OLARAK SANAT EĞİTİMİNİN TOPLUMSAL GEREKLİLİĞİ

THE SOCIAL NECESSITY OF ARTS EDUCATION AS A PRODUCTIVE ACTIVITY FIELD

Journal Name:

Publication Year:

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (2. Language): 
Societies are rapidly planning the educational awareness of the needs of the 21st century by increasing the level of development in the area of science, art, technology etc. İn globalizing World. Therefore, this case has become vitally necessary for any nation. The term of “Third World” which is used frequently in West is not just a situation that originating from the underdevelopment of the economic or political decomposition. Indeed, the paradox faced by those countries, it is due to embodied there to the upper structure of the formation determining the fate of a nation by dividing within its own new issues. The subject of education and training is human, that is; it should be the main targets of education/training to educate individuals who are aware of freedom, thinking critically, modern, having intellectual knowledge/cultural background. the gap increasingly opening up between the less developed western societies are due to fact that develop scientific and modern education policy of this state non-execution. on the other hand, statistical indicators of school enrollment rates should be perceived as the reason not a result of this situation. In this article, it is studied importance of the contribution to the development and requirements of arts education as a productive activity field.
Abstract (Original Language): 
Küreselleşen dünyada toplumlar hızla, bilim, sanat, teknoloji vd. alanlarda gelişmişlik düzeylerini arttırarak, 21. yüzyılın gereklerinin bilinciyle eğitim ve öğretimini planlamaktadırlar. Dolayısıyla bu durum, her hangi bir ulus için hayati derecede zorunlu hale gelmiştir. Batının sıkça kullandığı bir terminoloji olan “Üçüncü Dünya Ülkeleri” kavramı, yalnızca ekonomik alandakiaz gelişmişlikten ya da siyasal bir ayrışmadan kaynaklı bir durum değildir. Nitekim söz konusu ülkelerin yaşadığı paradoks, daha çok, hayatın algılanmasına yönelik bir durumun, kendi içerisinde yeni sorunlara bölünerek, bireyden topluma, oradan da bir ulusun kaderini belirleyen üst yapının biçimlenmesinde somutlanmasındandır. Eğitim ve öğretimin öznesi insandır, bu nedenle: eleştirel düşünebilen, çağdaş, entelektüel bir bilgi/kültür birikimine sahip, hak ve özgürlüklerinin farkında olan bireyler yetiştirmek, eğitim/öğretimin temel hedefleri olmalıdır. Bugün, batı ile az gelişmiş toplumlar arasındaki uçurumungiderek açılması, bu devletlerin bilimsel ve çağdaş eğitim politikaları geliştirip, uygulayamamalarından kaynaklanmaktadır bir bakıma. Diğer yandan, az gelişmiş ülkelerdeki okullaşma oranlarınınistatiksel göstergeleri, bu durumun bir sonucu değil, nedeni olarak algılanmalıdır. Bu araştırmada, üretici bir etkinlik alanı olarak sanat eğitiminin, toplumların değişim/dönüşüm ve gelişmelerineolan katkısının önemi ve gerekliliği araştırılmıştır.
290
296