You are here

FELSEFE YAPMAK DİNİ TERKETMEYİ GEREKTİRİR Mİ? İSLAM'DA BİR CEVAP ÇERÇEVESİ

DOES DOING PHILOSOPHY REQUIRE A REJECTION OF RELIGION? AN ISLAMIC FRAMEWORK OF ANSWER

Journal Name:

Publication Year:

Keywords (Original Language):

Author NameUniversity of Author
Abstract (2. Language): 
This paper explores the question whether philosophy necessarily entails scepticism about religion. It tries to address a prejudice common to many people according to which only those who are religiously indifferent or atheists can do philosophy. In order to show that religion has its own distinctive rationality, I discuss L, Wittgenstein's view in his Lectures and Conversations on Religious Belief. According to this, one should not impose upon religious belief models of rationality, which are appropriate elsewhere, for example İn positivist science. However, I then argue that this does not mean that religion and science or philosophy are alien to each other. In order to show ways in which a person can both have religious faith and think philosophically I refer to the concept of Hikmet as it appears in the Qu'ran and also in Islamic philosophical tradition. The last part of the paper discusses Ibn Rushd's attempt to harmonise religion and philosophy. I argue that his theory in the Decisive Treatise can offer us a very valuable framework for answering the question concerning whether one needs to abandon religion in order to do philosophy.
Abstract (Original Language): 
Bu makale felsefenin zorunlu olarak din konusunda şüpheci olmayı gerektirip gerektirmediği sorusunu araştırmaktadır. Çok yaygın olan bir Önyargıya göre, felsefeyi sadece dinden uzaklaşmış veya ateist olanlar yapabilir. Bu makalede önce, dinin kendine ait bir akılcılığı olduğunu göstermek amacılya L.Wittgenstein'in Lectures and Conversations on Religious Belief (Dini ݬnanç üzerinde Konuşmalar ve Tartışmalar) kitabındaki fikirlerini açıklıyorum. Buna göre, dini inanca kendisine uygun olmayan, mesela, bilimdeki gibi pozitivist/bilimsel akılcılık modelleri empoze edilmemelidir. Daha sonra, bu görüşün, dinin ve bilimin veya felsefenin birbirlerine tamamen yabancı oldukları anlamına gelmediğini savunuyorum. Bir kişinin hem dini inancı olması hem de felsefi düşünebilmesinin mümkün olduğunu göstermek amacıyla Kur'an ve İslam felsefesi geleneğinde bulunan Hikmet kavramını inceliyorum. Makalenin son kısmı İbni Rüşd'ün dini ve felsefeyi uzlaştırma gayretini tartışıyor. İbni Rüşd'Un Fasl-al Makal adlı eserinin felsefe yapmak için dini terk etmenin zorunlu olup olmadığını sorusunu cevaplamak için bize çok değerli bir çerçeve sunduğunu savunuyorum.