Journal Name:
- Sufi Araştırmaları Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Sovyet Rusya'nın dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinden yüzlerce genç, yüksek tahsilini yapmak üzere memleketimize geldiği malumdur. Bunlardan biri de Yaşar Caferov'dur.
Caferov 17.02.1976 tarihinde Gürcistan / Bolnişı beldesinde doğdu. Daha sonra ailesiyle Azerbaycan'ın Bakü şehrine intikal etti. İlk ve orta tahsilini burada tamamladıktan sonra yüksek tahsilini Türkiye'de yapmak için 07.97.1998 tarihinde ülkemize geldi. Babası petrol sanayiinde çalışıyordu.
İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Tahsil hayatı boyunca hem İzmir'i hem de Türkiye'yi bu toprakların kültürünü, Kafkasya kültürüne benzer olan ve olmayan yönlerini anlamaya çalıştı. Prof. Dr. Mehmet Demirci Bey'in dersleriyle Tasavvuf dünyasını tanımaya başladı. İlgi ve merakının canlı olduğu bu günlerde, kader onu Burhaneddin Aktıhanoğlu isimli bir gönül adamıyla karşılaştırdı.
Seyyid Yahya Şirvanî'nin hemşehrisine Burhan Baba farklı bir ilgi gösterdi. Sohbetler bazen kafasındaki sorulara cevap oldu bazen yeni soruların doğmasına vesile oldu.
İlahiyat Fakültesini tamamladıktan sonra Azerbaycan'a dönmek yerine araştırma ve incelemelerine devam ederek, biraz daha bu atmosferden istifade etmeyi tercih etti.
Uludağ Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi.
161 •
Mevlânâ Düşüncesi Araştırmaları Derneği
|p
18.03.2003 tarihinde Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dünyası Araştırmaları Anabilim Dalı'nda yüksek lisansa başladı. Doç. Dr. Yüksel Sayan'ın danışmanlığında yaptığı "Azerbaycan'daki Türk Sanatına ilişkin Araştırma ve Yayınlar hakkında Bir Bibliyografya Denemesi" isimli tezini 2005 yılında tamamladı.
Doktorasını Uludağ Üniversitesi'nde ve Tasavvuf Anabilim Dalı'nda yapmaya karar verdi. Gerekli imtihanları kazandı ve 29.08.2005 tarihinde Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu ve Prof. Dr. Mustafa Kara'dan meydan gelen jüri önünde yazılı ve sözlü imtihanla "yeterlilik"i verdi.
Sıra tezin isminin verilmesine gelmişti. Tez ismi vermek pek âdetim değildi ama onun için önce Azerbaycan'daki tasavvuf hareketleri ile ilgili bir konu aklımdan geçti. Rusça da bildiği için, bilmediğimiz bazı bilgileri bize sunabileceğini düşündüm. Pek ilgisini çekmediğini görünce ikinci konuyu teklif ettim: Marifilik. Rifaiye'nin bir kolu olan ve son iki asırda özellikle İstanbul, Bursa, Manisa, İzmir bölgesinde tesirli olan bu "yol" hakkında çalışmak daha çok hoşuna gitti. Gönlünü aydınlatan şahsiyetlerin bağlı bulunduğu bir konu hakkında çalışmak için aşk ve şevk ile kolları sıvadı. Bu dört şehir arasında "mekik dokumaya" başladı. Dostlarıyla bazen şeb-i arus için Konya'ya gitti. Bazen sempozyum için Manisa'ya. Burada 15 Kasım 2008'de "19. Yüzyıl Manisasında Bir Kültür Ocağı Entekkeliler Sempozyumu"nda "Muhammed Fethü'l-Maarifî" başlıklı tebliğini sundu.
07.09.2007 tarihinde tez projesi kabul edildi. İstanbul'da Şerif Baba'nın devlethânesinde kalıyordu. Konusuyla ilgili dökümanların izini sürüyor, meslektaşlarla görüşüyordu. Süleyman Uludağ'ın 2008'de emekliye ayrılmasından sonra danışmanlığını üstlendim. Çalışmalarına İstanbul, Bursa ve İzmir kütüphanelerinde devam ederken Azerbaycan'dan askere davet yazısı geldi. Tez henüz bitmemişti. Fakat yaş haddi dolmuştu. Gitmezse istikbalde sıkıntı doğacaktı. Ben de "kaydımızı donduralım. Askerliğimizi yapalım. Bir yıl sonra kaldığımız yerden devam ederiz" dedim. Eyvallah dedi. Anlaştık.
29.09.2009 tarihinde kaydı donduruldu. Kendisini bir sonbahar günü Bakü'ye uğurladık. Soğuk bir kış günü 03.01.2010 tarihinde askerlik yaparken şehit oldu. Rahmetullahi aleyh.
"Seyyid Ali Sabit er-Rifaî ve Kisve-i Ma'rifî Adlı Risalesi" başlığını taşıyan makalesi Tasavvuf Dergisi'nin 25. sayısında yayınlandı. (İstanbul, 2010, s. 145 -195)
• 162
FULL TEXT (PDF):
- 1
161-162