Journal Name:
- Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Gerek öğrenci gerekse profesyonel müzisyenler büyük bir olasılıkla kariyerlerinin başlangıcında sahne deneyimi ile tanışmışlardır. Çoğu müzisyen için sahnedeki fiziksel ve duygusal gerilimi yönetmek önemli bir problemdir ve başarıyı ciddi bir şekilde azaltabilir. Ancak sahne kaygısından etkilenme derecesi veya sahne kaygısının fiziksel görüntüleri kişilere göre değişebilir. Bu da icracının sahneye olan yatkınlığının ölçütünü gösteren bir kişilik özelliğidir.
Yaşamımızı sık sık etkileyen heyecanlardan biri olan kaygı, bireylerin toplumsal kümelerin herhangi bir güçlü istek ya da güdülerin gerçekleşmemesi olasılığı karşısında duydukları tedirginlik (Hançerlioğlu, 1993, s.253) olarak açıklanmıştır. Kaygının göstergeleri ve ölçümü ile ilgili olarak da Cüceloğlu (1992, s. 277) kaygı durumunda bireylerin bedensel ve psikolojik belirtiler gösterdiklerini ve bu nedenle psikologların kalp atışı, kan basıncı, kanın kimyasal yapısı, Galvanik deri Tepkisi, nefes alış, nefes veriş oranı gibi değişik fizyolojik belirtileri kaygı ölçmede kullandıklarını ifade etmiştir.
Müzik icrası sırasında usta bir biçimde sinir kasları ve zihinsel denetim için vücut, kendi kapasitesinin sınırlarına kadar test edilir. Küçük bir isteksizlik/rahatsızlık ya da savaşını-kaçış refleksinin bazı fizyolojik eşlik edenleri gibi bazı olağan fizyolojik olaylar, icra üzerinde önemli bir etki yaratır. Birey, kendi vücudunun denetim dışı olduğunu anlarsa, kaygı artar (Lehter, 1987). Sahne korkusu, icra esnasında çok çeşitli fiziksel belirtilerle tanımlanır ve mide bulantısı, baş dönmesi, titreme ve olay ve sonucu ile ilgili kaygı verici düşünceleri içine alır (Steptoe, 1982)1.
Goldman ve Lehrer, sahne korkusunun kendiliğinden anlatılan belirtileri ile ilgili çok sayıda bağımsız boyutlar bulduklarını söylerler. Bu boyutların bağımsızlığı, ana bileşenlerin analizi yoluyla araştırılmıştır (Harris, 1975)2. Bu boyutlar şunları içerir: (1) korkudan kortmak, (2) önemli olan insanlar tarafından onaylanmama korkusu, (3) konsantrasyon ve dikkat dağılması ile ilgili sorular, (4) icra anında sorunları yargılama tutumu (Lehrer, 1987).
Kaygı düzeyini yükseltici olarak bilinen bilişsel etkenler, bir insanın denetim eksikliğine olan tepkisini (örneğin salondaki koşullar, diğer insanların tepkileri ve bir insanın vücudunu yapabilecekleri üzerindeki denetim eksikliği), imkansız bir mükemmellik düzeyine olan isteğini, beklentinin yüksek olması ve başarı olasılığının az olmasını algılamayı içerir (Lazarus ve Folkman, 1984)3.
Konser kaygısı araştırmacıların ilgisini çekmiş ve bu konuda birçok araştırma yapılmıştır. Stanton (1994), müzik öğrencilerinin icra kaygılarını azaltma konusunda; Hamilton ve Kella (1992), seçkin icracıların kişiliklerini ve mesleki gerilim kaynaklarını saptamak amacıyla; Gibbons (1991), icra müzisyenlerin kişilikleriyle müzikal icra kaygılan arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla; Wesner, Noyes ve Davis (1990), müzik öğrencilerinin icra kaygısı hakkındaki deneyim ve tutumlarını öğrenmek amacıyla; Dews ve Williams (1989), müzik öğrencilerinin ve geleceğin müzisyenlerinin kendilerini zayıf duruma düşüren bir unsur olarak gördükleri stres kaynaklarının incelenmesi amacıyla; Steptoe ve Fidler (1987), müzikal icra sırasındaki kaygıyı nörotizm, günlük korkular, kendi kendini kontrol etme ve davranışsal başa çıkma stratejileri ile birlikte değerlendirme amacıyla çeşitli araştırmalar yapmışlardır.
Ülkemizde ise müzik ile uğraşanların konser kaygılan ile ilgili çalışmaların olmaması bir eksiklik olarak ortaya çıkmış ve mesleki müzik eğitimi öğrencilerinin konser kaygılan ile cinsiyet, devam edilen okul ve kişilik özellikleri arasındaki farklılıkların ya da ilişkilerin bilinmemesi araştırmanın proslhemini oluşturmuştur.
FULL TEXT (PDF):
- 10