Buradasınız

Gelişimle İlgili Teoriler ve Dinî Tecrübe-I

Journal Name:

Publication Year:

Author NameUniversity of AuthorFaculty of Author
Abstract (Original Language): 
Din ile ilgili tecrübî araştırmada dinî gelişim, özellikle çocukluk ve ergenlikte oldukça merkezî bir odak noktası olmuştur.2 Din eğitimi, dinî gelişimin problemleriyle ilgili araştırma sayısını arttırmıştır. Bu araştırmaların büyük bir kısmı yaşa ilişkin değişiklikler açısından dindarlığı tasvir etmiştir. Fakat bu, çoğu kez başlangıç noktasını gelişimle ilgili teorilerden almış ya da onlarla bağlantılı olmuştur. Hâlihazırda bu yüzyılın başlangıcında, G.Stanley Hall,3 ''biyo-genetik kanun'' (recapitulation theory)'a, yani bireysel onto genetik gelişimin insan soyu ve dinlerin flogenetik4 gelişimini özetlediği görüşüne dayanan evrimsel gelişim evreleri ile dinî gelişimin modern psikolojik bir teorisini ortaya koymuştur. Onun evreleri, fetişizmden Hıristiyanlığa kadar ilk çocukluktaki sevgiyi ve gençlikteki özgeciliği kapsamaktadır.5 Hall'ın teorisi, dinî gelişim sahasında daha sonraki teori ve araştırmaları etkilemiştir. Örneğin Ronald Goldman,6 dinî düşünme teorisinin bazı özelliklerini ''biyo-genetik kanun'' (recapitulation theory) nun kavramları ile ifade etmiştir. Bununla birlikte Goldman, kavramlaştırmasını, esasen gelişimin diğer pek çok yönlerine uygulandığı gibi büyük ölçüde dinî gelişime de uygulanan Jean Piaget'in işlemsel düşünme teorisine dayandırmıştır. 1960'lardan beri Piaget'in fikirlerine artan ilgi, bu sahadaki araştırmaların gelişmenin bilişsel yönlerini vurgulayış sebeplerinden birisi olmuştur. Son birkaç on yılda bazı yazarlar, Piaget'in teorisine ve aynı zamanda bu teorinin dinî düşünme alanındaki uygulamasına yönelik tenkitçi değerlendirme, düzeltme ve alternatif formulasyonlarda bulunmuşlardır. Piagetci paradigmaya ilave olarak ya da onun yerine, bazı araştırmacılar dinî düşünmenin incelenmesi için linguistik bir bakış açısı önermişlerdir. Aynı şekilde Oser'in ve Gmünder'in7 teorisi, bilişsel - yapısal kuramlar ve kısmen de Piagetci paradigma ile bağlantılıdır. Aynı zamanda bu teori, dinî düşünmenin kendine mahsus özelliğinin yani insan hayatında dinî muhakemenin (religious judgment ) incelemesini vermektedir. Bilişsel alan; yukarıda söz konusu edilen teoriler, duygusal alan ve bu zeminde geride kalan başka her şey için merkezdir. Duygular ve eylemler dinî davranışı güdülemede önemlidir ve bunlar aynı zamanda dinî gelişimin incelenmesinde bir referans çerçevesi olarak kullanılan (daha ziyade zihinsel tutarlılık teorileri olarak isimlendirilen) tutum teorilerinde de göz önünde bulundurulmaktadır. Ayrıca, duygu ve heyecanlar, yoğun dinî tecrübeler açısından da önemlidir ki bu durum, çok merkezî bir husus olmasa da araştırmanın esaslarından birisi olmuştur. Psikanalizce başlatılan derinlik psikolojisi, dinî tecrübe ve onun gelişiminin incelenmesinde pek çok olumlu etki meydana getirmiştir. Dinî araştırma sahasında Erikson'un ''psiko-sosyal'' teorisi,8 ergenlik çağı süresince özellikle kimlik krizlerini tanımlamada kullanılmıştır. Bu, aynı zamanda Fowler'in bütün yaşam süresini kapsayan inanç gelişiminin yapısal teorisi (structural theory) için de bir başlangıç noktası olmuştur. Ayrıca Fowler teorisini, Piaget'in genetik epistemoloji ve Lawrence Kohlberg'in ahlakî muhakeme gelişimini kavramlaştırması gibi diğer bazı alanlarla ilişkilendirmiştir. Biz bu bölümde dinî gelişimin incelenmesinde kullanılan en merkezî teorilerden bazılarının temel fikirlerini ortaya koyacağız ve aynı zamanda onlara dayalı bazı tecrübî araştırmaları ya da onlarla ilişkili tanımlayıcı fenomenleri gözden geçireceğiz. Doğal bir hareket noktası, dinî gelişim ve onunla ilgili araştırmadan ne kastedildiği sorusu olmaktadır.
63
87