Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
TANIM
Etik Komiteler, tıbbi etik veya yasal konularda görüş bildirmek üzere kurulmuş komitelerdir. Ulusal düzeyde kurulan etik komitelerin yanısıra yerel etik komiteler de bulunmaktadır. Yerel etik komitelerin araşırma merkezlerinde kurulanları "Araştırma Etik Komiteleri", hastanelerde kurulanları İse "Klinik Etik Komiteleri" olarak adlandırılmaktadır.
ULUSAL ETİK KOMİTELER
Etik sorunlara çözüm aramak, yasal danışmanlık, politika oluşturmak ve eğitim gibi genel bir çalışma alanı oluşturabildikleri gibi "yapay döllenme", "embriyo ve fetüslerden doku alınması" gibi konularda özelleşmiş de olabilirler. Örn. İspanya'da ulusal düzeyde kurulan iki ayrı etik komite yapay dölle (n)rae ile fetal doku ve embryola-rın araştırma amacı ile kullanılmaları konularında özelleşerek çalışmalarını sürdürmektedir (17). İngiltere'de yine bu konuda özelleşmiş etik komite bulunmaktadır (5,17). Fransa'da ise Sağlık Bakanlığına danışmanlık yapan bir ulusal etik komite bulunmaktadır (9,14,17).
Ulusal etik komitelerin üyeleri Tıp ve Diş Hekimliği meslek odaları temsilcileri, bakanlık temsilcileri, araştırma enstitülerinden birer temsilci ile bir felsefeci veya teologdan oluşabilmektedir. Bunun yanısıra bir veya iki kamuoyu temsilcisinin katıldığı modeller de vardır (örn. Kanada).
YEREL ETİK KOMİTELER
Yerel Etik Komiteler, tıbbi veya yasal konularda görüş bildirmek üzere kurulmuş komitelerdir. Temel olarak iki türünden söz edilebilir.
(I) Klinik Etik Komiteler
(II) Araştırma Etik Komiteleri
(I) KLİNİK ETİK KOMİTELER
.
Klinik Etik Komiteleri hastaneler düzeyinde kurulan etik komitelerdir. İlk klinik etik komiteleri 1950'li yıllarda Kanada ve ABD'de "sınırlı sayıdaki
dializ makinelerinden yararlancak hastaların seçimi" gibi konularda kararın sorumluluğunun tek hekim yerine bir komitenin üyeleri tarafından paylaşılması amacı ile kurulmaya başlamış (8), 60'lı yılların ortalarında da tıbbi araştırmalar üzerindeki etiklerİ gündeme gelmiştir (2).
İngiltere'deki uygulamalara baktığımızda 1963'de Tıbbi Araştırma Konseyinin yayımlandığı bir raporda, araştırmacıların deneklere karşı ahlaki sorumluluklarının da olduğunun vurgulandığım görüyoruz. Ardından 1967'de "The Royal College of Physicians" bir bildiri yayımlayarak araştırmaların etik açıdan da gözden geçirilmesini önermiştir. 1968'de de Sağlık Bakanlığı bu bildiriyi tüm hastanelere göndererek danışmanlık düzeyinde hizmet vermek üzere etik gözlem kurullarının kurulması yolunu açmıştır. Bu komitelerde çalışılan birimlerin etik sorunlarına çözüm araması temel alındığından, esneklik sağlamak amacıyla komitelerin çalışmasına yönelik kurallar ve sınırlamalar getirilmemiştir. Ancak zaman içinde ortaya çıkan sorunlar sonucunda 1984'te yine "Royal College of Physicians", etik komiteler ile ilgili olarak bir dizi kural yayımlamıştır (8). Etik komitelerin çalışmaları, pek çok ülkede, zaman içinde benimsenmiş, 80'li yıllarda ise oldukça yaygınlık kazanmıştır (12,13). ABD'de Etik Komiteleri bulunan hastanelerin oranı 1982'de %1 iken 1987'de bu oran %60'a çıkmıştır (6).
Günümüzde, klinik etik komiteleri bilinç kaybı görülen olgularda hastanın onamı (rızası) sonucu, hastanın tedaviyi red hakkının incelenmesi, sınırlı kaynakların adil olarak paylaşılması (organ ve dializ makinelerinden eşit olarak yararlanma) , koma durumundaki hastalardan yaşam desteğinin çekilmesi gibi, karar vermenin güç olduğu olgularda bu kararın ahlaki sorumluluğunu tek kişinin (hekimin) üzerinden alıp, çeşitli disiplinlerden gelen ve sorunu tüm boyutları ile irdeleyen bir komisyonun üyeleri arasında paylaşılmasını sağlama amacı gütmektedir (1,5,17).
FULL TEXT (PDF):
- 2