You are here

XVI. YÜZYIL BAŞINDA YAZILMIŞ BİR KAVÂİD-İ ŞİÎRİYYE RİSALESİ

Journal Name:

Publication Year:

Author Name
Abstract (Original Language): 
Türk edebiyatında edebiyat nazariyesinin veya edebî bilgilerin tarihini henüz tesis edecek durumda değiliz. Çünkü Hârizmşahlar devrinde yaşamış Mahmud b. Kays'dan beri bu konuda bilinen çalışmaların, bilinmeyenlerden daha az olduğunu tahmin edebiliriz. Nitekim eskiden beri varlığından haberdar olunan Bahrül-Maârif (telif tarihi: 956/1553)'den çok daha önceye çıkan eserler vardır.1 Hatta eski şiirimizle ilgili karine kabilinden de olsa Divanu Lügati't-Türk'den bazı edebî bilgilerin çıkarılabileceği muhakkaktır. Kütüphanelerimizdeki bütün yazmaların tam bir tespit ve muhteva incelemesi yapılmadan bu konuda kesin neticelere gidemeyiz. İşte biz bu yazımızda "kavâid-i şiir" konusundaki bir risaleyi, daha doğrusu Farsça-Türkçe sözlükle başlayan bir kitabın beşinci bölümünün metnini verip eserin muhtevasının değerlendirmesini sahanın şartlan içinde yapacağız. Şeyh Ahmed el-Bardahî el-Amidî'nin Cârni'-i Envâ'ü'l-Edebi'l-Fârisî'sinden, önce, Keşfü'z-Zünûn Zeyli'nde bahsedilir. Bağdatlı İsmail Paşa, eserin Farsça bir lügat kitabı olduğunu belirtir ve müellifin adı ile eserin yazılış tarihini verir.2 Daha sonra Ali Emîrî, "Amid Şehrinin Akkoyunlular Zamanındaki Şiir ve İnşa ve Evzân ve Aruzuna Bir Nümûne" başlıklı yazısında kitabı ve müellifini tanıtır, kısa bir bölümü neşreder.3 Ali Emîrî " .... kütüphane-i fakîrde Surûrî-i Kadîm'in Bahrü'l-Maârifinden daha mukaddem Akkoyunlular zamanında Amid şehrinde yazılmış bir kitab-ı nadir mevcuttur. Müellifi Ahmed el-Bardahî el Amidî Hazretleridir."4 dedikten sonra Bardahî hakkında bilgi verir. Amid şehrinin Kale kapısıyla Dağ kapısı arasındaki Bardakh mahallesinde H.850(M.1446/7)'de dünyaya gelen el-Bardahî, Uzun Hasan'm ve onun valilerinden Sultan Yakub, Kasım Padişah bin Cihangir'in idaresini idrak etmiş ve kitabını H.907 (M.1502)'de ikmal eylemiştir. Emîrî daha sonra Câmi'-i Envâ'ü'l-Edebi'l-Fârisî'nin her bölümünü tanıtır. Birinci bölüm Farsça-Türkçe sözlüktür. Bu kısmın Farsça yazılış sebebini mealen veren Ali Emîrî, ikinci kısmın "efâl-i Farisiyyeyi ve kavâid ve ernsilesini" ihtiva ettiğine işaretle; üçüncü kısmın alfabedeki 29 harfin remzî manalarını örneklerle açıkladığını, dördüncü kısmın ise Rûmî ve Celâlî takvimlerine göre ay adlarını, takvimlerin kullanılış şekillerini, önemli günleri, gezegenleri vb. konuları incelediğini açıklar. Nihayet beşinci kısmın muhtevasını "kavâ'id-i şiiriyye ve tecnîsât ü teşbîhât-ı gazeliyyât ü mecâz-ı mürsel ve kavâ'id-i arûz ve evzân ve buhûr ve mu'amma ve lügaz ve bunların tarîfât ve misâl ve izâhâtı beyânmdadır" şeklinde belirtir. Bizi asıl ilgilendiren de bu kısımdır. Nitekim Ali Emîrî de bu kısımdan bazı parçaları yayımlar. Onun eser hakkındaki şu değerlendirmesini almadan geçemeyeceğiz.
285
343