Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
| Author Name | University of Author |
|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Bilindiği gibi, işçi-işveren arasındaki ilişkilerdeki eşitsizlik İş Hukuku dalının oluşmasının esas temelidir. Ekonomik ve sosyal gelişmeler sonucunda liberallikten sosyalliğe kayan devlet yapısı, bu ilişkilere el atmış ve elinden geldiğince işçiyi korumaya çalışmıştır. Bu görüşün sonucu da, hukuki düzenlemelere yansımış, işverene gerek ekonomik açıdan, gerekse talimat açısından bağımlı olan işçi için elverişli çalışma koşullan yaratılmaya çalışılmıştır. Aynı süreç ülkemizde de yaşanmış, 3008 ve 931 sayılı İş yasaları bu düşüncelerle hazırlanmıştır. Konumuz açısından incelediğimizde, bu süreçte işçinin işverene bağımlı olarak işyerinde tam gün çalışması da, bu yasaların temel aldığı sistemlerdendi. Bununla beraber ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler tam gün çalışmanın bazı ortamlarda gerekli verimliliği veremediğini, buna karşın çalışma koşullarının esnekleştirilmesinin hem işveren ve işyeri, hem de işçi açısından daha olumlu sonuçlar verdiğini ortaya koyduğundan, 4857 sayılı İş Kanununda tam gün çalışmanın yanı sıra kısmi çalışma koşulları düzenlenmiş, böylece uygulamada zaten varolan ve yasal düzenleme olmadığından çeşitli uyuşmazlıklara yol açabilen sistem, yasal bir temele oturtulmuştur.
- 1-2
449-466