Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Maliye Araştırma Merkezi Konferansları Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Ortaçağın son dönemlerine doğru feodalizmin yıkılması ve merkezi devletin oluşması doğrultusundaki siyasal gelişmeler, iktisadi düşüncede XV. yüzyıldan itibaren yön değiştirmeye başlamıştır. Merkantilist doktrin iktisadi açıdan kapital birikimine olanak tanırken; merkantilizme karşı oluşan liberal doktrin ise ticarî kapitalizmin ve piyasa ekonomisinin şartlarını hazırlayarak . sanayi kapitalizmin sözcülüğünü yapmıştır.
Merkantilizm paraya ve dış ticarete büyük önem verir. Altın ve gümüş pa¬ranın tek zenginlik kaynağı olduğunu kabul eder. Ferdin değil devletin yararı ön plandadır. Bireyin iktisadi gücü elinde bulundurduğu para ve servet ile ölçüldüğüne göre; aynı durum devlet içinde geçerli olmaktadır. Çünkü devlet fertlerin topluluğundan başka birşey değildir. Para merkantilist düşünceye göre altın ve gümüşün varlığına dayandığından devlet; elindeki altın ve gümüş stokuna göre güçlü veya zayıf sayılabilmektedir. Merkantilistlerde asıl önemli düşünce dış ticaretten elde edilebilen fazla fonlar idi. Çünkü bir ülkenin kıymetli maden stoklarım arttırabilmesi ülke içinde değerli maden üretilmediği sürece ancak dış ti¬caret yoluyla mümkün olabilecektir. Bu da dış ticarete Önem verip dışardan yurt içine daha fazla altın ve gümüş girmesini teşvik etmek suretiyle sağlanabilir. Ancak bu durumda bir ülkenin kazancı diğer ülkenin kaybı demekti. Uluslararası işbirliği yerini ülkelerin çıkarlarım çatıştığı bir duruma bırakmıştır. İktisadi açıdan ulusçuluk sözkonusu olduğundan dış ticaret politikalarında dış ticarette koruma ilkesini benimsemişlerdir.
FULL TEXT (PDF):
- 1
85-99