Journal Name:
- Karadeniz Araştırmaları Dergisi
| Author Name |
|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Hepimizin bir göç hikâyesi var. Bizler
kaybedilmiş toprakların öksüz, yetim
evlâtlarıyız. Kimimizin hikâyesi tozlu
yollarda, kimimizinki ise hırçın ve
dalgalı denizlerde başladı. Kanlı gözyaşları
dökerek çok sevdiğimiz ata
topraklarından, yüzlerce yıldır birlikte
yaşadığımız komşu ve akrabalarımızdan
ayrılıp, hiç bilmediğimiz bir geleceğe
doğru hareket ettik. Yorucu ve
uzun yollardan sonra dilini, adetlerini
bilmediğimiz dindaşlarımızın topraklarına
vardık. Köyler ve kasabalarda
boş ve soğuk evler bizleri karşıladı.
Bizimkine benzer hikâyeleri olan başka
insanlar, başka yerlere göçmüşlerdi.
Hemencecik yeni evlerimize yerleştik.
Çevre ve komşu evlere kardeş ve
akrabalarımızın yerleşmesiyle bu evler
bizim evimiz, bu topraklar bizim vatanımız oldu. Terk etmek zorunda
kaldığımız memleketimizden komşularımız, köylülerimiz yeni vatanımızda
da komşumuz, köylümüz hatta karımız, kocamız yani eşimiz oldu.
Jabucno'lu Zari'li ile evlendi. Lepenac'lı Obod'lu ile komşu oldu. Yine eskisi
gibi yakın tutuldu herkes. Herşeye rağmen içimizdeki doğduğumuz topraklara
olan derin hasret onlarca yıl sürdü. Hatta yeni nesil çocuklarımız memleket
hikâyeleri ile büyüdü. Akova topraklarının cömertliğini, hayvanlarının
verimliliğini anlatınca, genç beyinler adeta derelerden su değil de süt aktığını
hayal eder oldu. Bizleri biz yapan yüzlerce yıllık soy isimlerimizi de
Türkçeleştirince, maalesef uzaktaki kardeşlerimiz daha uzak, akrabalarımız
kayıp olmuş oldu. Bizler, Boşnaklar, Müslümanlar, Slav Müslümanları, Karadağlı
Boşnaklar, nasıl adlandırılırsak adlandırılalım, bu ülkenin sadık ve
birinci sınıf vatandaşları olduk. Kimimiz kendini yüzyıllar önce Anadolu'dan
Balkanlara göçmüş olan öz Türk evladı olarak görsün, kimimiz Slav Müslüman
olarak düşünsün, kimimizse diaspora olarak nitelendirsin, hepimizin
ortak paydası bu vatana olan sevgi ve bağlılığımız oldu.
FULL TEXT (PDF):
- 51