Journal Name:
- Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Aşk aşırı sevgi olarak tarif edilmektedir(ifratü'l-hubb).1 Mutasavvıflara göre "aşk" sevginin son mertebesi, sevginin insanı tam olarak hükmü altına alması, varlığın aslı ve yaratılış sebebidir. Sevgiyi çeşitli kısımlara ayıran mutasavvıflar, genellikle aşkı en son mertebeye koyarlar ve aşkı sevginin en mükemmel şekli sayarlar. Bazı mutasavvıflara göre sevginin dereceleri şunlardır: Meveddet: sevgi sebebiyle kalbin özlem içinde bulunması. Hevâ: Sürekli olarak sâlike gözyaşı döktüren sevda. Hıllet: Sevgilinin sevgisiyle sermest olmak, tam dostluk. Mahabbet: Kötü huylardan arınma ve güzel huylarla donanma suretiyle sevgiliye layık olmak ve yaklaşmak. Şağaf: Kalbi parçalayan ve yakan ateşli sevgi. Hüyâm: Sevdalıyı çıldırtan sevgi, sevgi çılgınlığı. Vâleh: Dostun veya yârin güzelliğini seyrederken sevgi şarabıyla kendinden geçme. Aşk: Sevenin sevgilisinde kendini yok etmesi; aşıkın yok, sadece mâşukun varolması.2
Allah sevgisi asırların geçmesiyle yerini, "İlahî aşk"a bırakmıştır. Bunda bazı mutasavvıfların rolü olduğu bilinmektedir. Aşk kelimesinin dinî terim olarak kullanılmasını caiz gören sûfîlerin dayandıkları bazı âyet ve hadisler vardır. Onlara göre, "İman edenler, Allah'ı daha şiddetli severler"3 âyetindeki, "eşedd-u hubben" ifâdesi aşk demektir. Bu konuda, "mü'minlerin Allah'ı herşeyden çok sevdiklerinin belirtildiği"4 âyetle, Hz. Peygamberin (s.a.v) Hz. Ömer'e, "Ben sana herkesten daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmazsın"5 hadisi de aşka dayanak yapılmaktadır. Bir kısım mutasavvıflar, bu gibi anlamlara gelen âyet ve hadis-i şeriflerden Allah'a âşık olmanın lüzumu mânâsını çıkarmışlardır.
FULL TEXT (PDF):
- 18