Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dergisi
| Author Name |
|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Mesleklerin insan kişiliği üzerindeki etkileri öteden beri bilim adamlarının hep
ilgisini çekiniştir. Öğretmenlerin, subayların, yöneticilerin, muhasebecilerin, satış ve
pazarlama elemanlarının kişilik ve davranış özellikleri uzun süre bu mesleklerde çalışılması
durumunda benzer özellikler taşımaktadır.
Davranış bilimleri yazınında, belirli kişilik yapısına sahip bireylerin belirli
meslekleri mi seçtikleri; yoksa bu mesleklerin insan kişiliğinde mesleğin gereklerine uygun
yeni yapılanmalar mı meydana getirdiği konusu tartışmalı, çözülememiş bir sorun olarak
kalmıştır. Kişilik yapılarına uygun meslek seçimi, ya da mesleğin tek başına kişiliği
belirlemede etken olduğu şeklindeki deterministik yaklaşımlar bilim adamlarının çoğunluğu
tarafından kabul edilmemiştir. Kişilik meslek ilişkilerinde belki her faktörün ilgisi olmakla
birlikte, mesleğe uygun kişiliğin gelişmelesinde meslekle özdeşleşmenin etkisi muhtemelen
daha büyüktür. ı
Çalışma hayatını tarihsel süreç içinde incelediğimizde başlıca üç tür çalışma biçimi
olduğu görülür: a) Bireyin kendi el emeği ile ürettiği ve pazarladığı el sanatları üretim
biçimi, b) 18. yy'da teknolojinin gelişmesiyle iş bölümü olgusunun ortaya çıkması ve bireyin
başkasının İşinde mekanik yöntemlerle üretimde bulunması, c) mekanik üretim sisteminin
gelişerek otomatize üretim sürecine dönüşmesi, iş bölümü ve uzmanlaşma sonucu bireyin
sadece kendi bölge ve ulusu için değil, dünyanın diğer bölge ve ülkeleri için de üretimde
bulunması.
Bu tarihsel süreç içinde işgörenlerin faaliyet alanları giderek daha da kısıtlanmış,
öyle ki kimi endüstri dallarında bir veya iki hareket öğesiyle sınırlı kalmıştır. Kısıtlanmış
faaliyet alanlarında çalışan işgörenlerin benzer kişilik özelliklerine sahip olmalarından Öte
kişilik ve davranışlarında bazı olumsuzluklar da görülmeye başlanmıştır. Kısıtlı faaliyet
çerçevesi içinde çalışmanın işgörenler üzerindeki etkisini İlk kez Marx gözlenmiş felsefi ve
ideolojik karakterde çözüm önerilerinde bulunmuştur.
Uzmanlaşma ve iş bölümünün bazı işleri, gün boyunca belirli hareketlerin sürekli
tekrarlandığı tek düze, monoton görevler haline getirmesi ve bu görevlerde uzun yıllar
çalışan işgörenlerin işbaşında sıkıntı, tatminsizlik, işlerini sevmeme, İşlerini hayatlarına
anlam katan bir olgu olarak görmemeleri yabancılaşma olarak tanımlanmıştır. Hemen
belirtmek gerekir ki, yabancılaşma sadece tek düze işlerde çalışan işgörenlere özgü bir
durum değildir. Değişik yoğunluk ve derecelerde diğer mesleklerde de görülebilir. Ancak en
fazla dikkati çeken ve araştırma konusu olan, işgörenlerin yabancılaşması olayıdır.
Yabancılaşma, olumsuz bir kişilik gelişmesi midir? Bu soruya, tekdüze veya
otomatize işlerde en fazla yabancılaşan bireylerin kişilikleri değerlendirilerek cevap
verilebilir. Yabancılaşmayı en olumlusundan en olumsuzuna pozitif ve negatif kutupları
olan bir boyut şeklinde düşünürsek bu boyutun olumsuz uç noktalarındaki kişilerin
durumları bize daha çok bilgi verecektir. Yabancılaşma yazınında olumsuz bir kişilik türü
olarak nevrotiklik ile yabancılaşma olgusu arasında ilişki kurulmuş ve bu konuda
araştırmalar yapılmıştır.
Yabancılaşma-Kişilik araştırmaları iki grupta ele alınabilir. Birinci grupta,
Blauner'le başlayan teknoloji biçimleri ve yabancılaşma ilişkisini test eden araştırmalar.
İkinci grupta ise iş hayatından çok toplumsal gruplarda yapılan yabancılaşma-nevrotik
kişilik araştırmalarıdır. Bu incelemede yüksek düzeyde tek düze, fakat ayni oranda
otomatize olmuş işlerde çalışan bireylerin bu işlerde çalışmaktan dolayı nevrotik kişilik
geliştirip geliştirmedikleri araştırılacaktır.
- 1
61-80