THEMES OF PLACE AND SPACE IN DESIGN TEACHING: A JOINT STUDIO EXPERIMENT IN AMASYA
Journal Name:
- Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi
Key Words:
Keywords (Original Language):
| Author Name |
|---|
Abstract (2. Language):
The design studio is a medium of intense learning in architectural education. A learning experiment that engages in critical practice, seeking to present values instead of mere techniques, promoting investigative work rather than trying to bring exact definitions to what must be, is typical of architectural studio education. The choice of a theme around which to structure studio work is significant in this respect; themes define the trajectory and act as filters of perception, thought and action, which the instructors and students share throughout the design process (3). The theme of the studio exercise presented in this paper consists of the comprehension of place and space qualities and proposing new design in a historic context. While this theme directed learning of pertinent design vocabulary and concepts, it also required that students should develop an ethical approach based on the sense of responsibility towards delicate environments possessing cultural heritage.
Through a studio project set in the historic town of Amasya in North Central Anatolia, the students are engaged in the current debate about place and space. Two opposing views are identified, one stressing the sense of place, the other negating it. Each has equally challenging grounds for architectural thought and pedagogy, demanding from the studio instructor to avoid dictating one position or the other. Whichever path one follows however, place assumes a central role in confronting the ways in which any space is set in context, be it along the premises of place notions or along their total negation.
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Amasya'da 1997-2004 yılları arasında farklı programlarla tekrarlanan üç dönem projesi, tasarım eğitiminde gerek ortak stüdyo kültürünün gerekse öğrencide tasarımcı kişiliğinin oluşturulması yönünde birikim sağlamıştır. Yazıda, ODTÜ ve İTÜ Mimarlık Bölümleri'nden stüdyo gruplarının katıldığı bir ortak gezi ve dönem projesine odaklanılıyor. Projenin amacı, yer ve mekân üzerine farklı görüşler eksen alınarak, tarihî çevrede yeni yapılaşma konusunda öğrencilere bilinç ve deneyim kazandırmaktı. Stüdyonun kuramsal altyapısını oluştururken, birisi yerin önemini savunan, diğeri ise yere atfedilen önceliği sorgulayan, karşıt iki görüşten yola çıkıldı. Güncel mimarlık tartışmaları içinde, yere yönelik duyarlılığı sürdüren yerleşik tutumlara karşılık, yerin toplum ve bireyler için taşıdığı anlamın nostalji ve tutuculukla yüklü olduğunu, soyut mekân duşüncesinin ise öncü açılımlara daha elverişli ve özgürleştirici olduğunu savunan tutumlar incelendi. Stüdyo yürütücüleri, mimarlık düşüncesinde eşdeğer öneme sahip buldukları, (bu yazı için Rafael Moneo ve Daniel Libeskind ile örneklenen) bu iki tutum karşısında taraf olmadan, öğrencinin kendi konumunu belirleyebilmesine yardımcı olacak eleştirel bir bakış açısı kazanmasını hedeflediler. Kente yönelik gözlemler ve stüdyo tartışmaları, üç ana tema altında yürütüldü: (1) kentteki süreklilik ve kopuşlar, (2) tasarım özgürlüğü ve sınırlanma, (3) mekânın biçimsel analizi ve yerin anlamının okunması. Her temanın ilişkilendiği kavramsal karşıtlıkları konu edinerek gelişen irdeleme ve tartışmalar, kentin soyut mekânsal yapısının kavranmasıyla birlikte, kentin yer özelliklerinin anlamlandırılmasına da yardımcı oldu.
Proje alanı, Amasya'da nehrin kuzey ve güney kıyılarında, iki köprü arasındaki dilim olarak belirlendi. Gruplardan biri kuzeyde tarihî İçerişehir'in yoğun dokusu içindeki iki boşluğa farklı programlarla 'dolgu yapı' olanaklarını çalışırken, diğer grup güneyde Bayezid Külliyesi'nin bulunduğu ön sırada bir kent adasını konaklama ağırlıklı bir programla yeniden yapılandırmayı üstlendi. Her iki grubun da tasarımlarını yönlendiren ana ilkeler, gözlem ve araştırmalar sırasında yoğunlaşılan üç temayla ilişkili olarak, şöyle özetlenebilir: (1) yere ve zamana uygun mimarlık arayışı, (2) özelleşmiş kent tipolojileri arayışı, (3) anlam ve biçim bütünlüğünün aranışı. Kuzey yakasında, özgün konut dokusu içindeki farklı parsellerde yürütülen projelerde, öğrencilerin yere bağımlı çözümler geliştirmeye daha yatkın olmalarına karşılık, kamusal ölçek ve kullanımın baskın olduğu güney yakasında çalışan öğrencilerin kıyı promenadıyla ilişkili mekânsal çözümlerden yola çıkma eğilimleri gözlendi. Öte yandan, kuzey yakasındaki projeler tasarım çeşitliliği bakımından göreli olarak daha özgür olabilirken, güney yakasında tarihî külliyenin varlığı cesur biçimlenmeleri kısıtlayan bir etken oldu. Yere ya da mekâna öncelik tanıyan pozisyonların stüdyolarda eşit derecede önemsenmesine rağmen, projelerin aşırı uçlarda konumlanmayıp karşıtlıkları uzlaştırıcı yollar izleyişi belirgindir. Bu yazıda Moneo ile Libeskind üzerinden örneklenen iki uç pozisyondan ilkinin (yerle güçlü diyalogu öne çıkaran okunaklı kentsel tipolojiler eğilimi) daha kolay benimsenişine karşılık, ikincisinin (yere bağımlı olmayan ikonik biçimlerle mekânsal odak yaratma eğilimi) ihtiyatla karşılanmış olmasını, kentsel bağlamın belirleyiciliğine bağlamak olasıdır. Amasya gibi mekânsal yapısı ve yer özellikleri güçlü bir tarihî kentte çalışmanın yararı, öğrencilerde koruma ve yeni yapılaşma konularında sorumluluk duygusu ve bunun üzerine temellenen bir etik tavrın gelişmesi yönünde olmuştur.
FULL TEXT (PDF):
- 1
1-18