Journal Name:
- Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
İslâm felsefesi, İslâm uygarlığının egemen olduğu ülkelerde İslâm'ın kültürel değerlerini özümsemiş olan düşünürlerin ortaya koydukları düşünce etkinliğine verilen ortak addır. İsmi mezkûr felsefe, sanki İlkçağ Yunan felsefesiyle Hıristiyan Ortaçağ ve özellikle de modern Avrupa felsefesi arasında bir köprü olma işlevi yerine getirmiştir. Ancak İslâm felsefesinin doğuşunda, Müslümanların bu dünyadaki yaşantılarını belli kurallara bağlayan ve ahiret âlemi için de rehber olan Kur'an'ın indirilmiş olmasını göz ardı edemeyiz. Kelâmın kaynağında da Kur'an ile Hz. Peygamber'in değişik olaylar karşısında inananları aydınlatmak ve Kur'an'ın bazı ayetlerini açıklamak maksadıyla söylediği hadisler vardır. İslâm felsefesinin doğuşunda, İslâm'ın Şam ve Bağdat'ta putperestlik ve Hristiyanlık'la yüz yüze gelişi ve bu durumun yol açtığı gerginlik, Tanrı'nın evrendeki mutlak kudreti ve bunun, insanın eylemlerinden sorumlu oluşuyla olan ilgisinin ortaya çıkardığı ahlâkî problemler etkili olmuştur. Bu problemlerle ilgili tartışma, İslâm'ın kendi sınırları içinde 7. yüzyılın ortalarında başlamıştır. İşte bu problemlerin çözümü için Kuran, hadis, kelâm ve tefsire ek olarak, felsefî kavram ve yöntemlere de gerek duyulmuştur. Bilindiği üzere İslâm filozofları, Yunan ve Latin felsefelerini Plotinos (ö. 270) aracılığıyla tanımışlardır. Daha sonra da bütün ilk çağ filozoflarını kendi dillerinde okumak için, Yunanca öğrenerek Yunan filozoflarının eserlerini Arapça'ya çevirmişlerdir. İslâm felsefesinin ilk kaynağı Yunan filozoflarıdır. İkinci büyük kaynağı ise, Hint, İran, Mezopotamya ve Mısır'dır.
FULL TEXT (PDF):
- 29