You are here

SOVYETLER BİRLİĞİNDE MİMARİ VE YAPIM İŞLERİNİN ÖRGÜTSEL EVRİMİ (1918-1989)

THE METAMORPHOSIS OF THE ARCHITECT-DEVELOPER RELATIONSHIP IN THE USSR (1918-1989)

Journal Name:

Publication Year:

Keywords (Original Language):

Author Name
Abstract (2. Language): 
One of the most important factors that necessitated theperestroika of the Soviet economy was the national architectural-development complex consuming up to 20 percent of the national income. The total number of employees engaged in the complex, amounts to approximately 15 000 000 including 11000 000 builders, 800 000 planners, 60 000 architects and town planners and 15 000 researchers. The process of architectural-and-design complex formation reflects the main stages and contradictions in developing the monopolistic political structure and management mechanism of the national economy based on the state property ownership in land and means of production. The process of developing administrative structures, technology of planning and capital contruction revealed undesirable conflicts that occurred as a result of the disintegrated operation of the main links (design, research and development). For 70 years the government has enacted about ten important regulations aimed at the development of architecture and improvement of design and construction in the USSR. Analysis of the above acts makes it possible to single out the following four main stages.
Abstract (Original Language): 
Ulusal gelirin %20'sini oluşturan yapım kesimi, Perestroika politikasının Önemli gerekçelerinden biridir. Taşınmaz ve üretim araçlarında Devlet mülkiyetinin, politikada ise tekelci örgütlenmenin egemen olduğu bir ortamdaki yapım kesiminde, yatırım sermayesi oluşturma, yönetim mekanizmaları kurma, planlama ve tasarım teknikleri geliştirme konulan çelişkili bir evrim göstermiştir. Bu gelişme dört aşamada tanımlanabilir. Tasarım pratiğinin yapım teknolojisinden daha ileri olduğu ilk dönemde (1918- 1930) konstruktivizm, mimarlığı ve sanatları sentezleyen öncü bir role sahipti. Bu dönemde kurulan 'Devlet Yapılar Kurulu'nun amacı, yapım alanında işgücünü ulusal Ölçekte örgütlemekti. 'Yeni Ekonomik Politika' ile, kısa bir süre için kar kıstasına ve sözleşmelere dayalı olarak çalışan kooperatifler kuruldu. 1920'lerde kullanıcı-mimar-yapımcı ilişkileri, belde mülkiyeti altındaki taşınmazlar bağımsızca kurulabilmekteydi. Bu, özgür bir tasarım sürecine olanak tanıyan bir ortamdı. Bu dönemde, yeni sanayi kentleri kurulmasında ve bölge planlarının hazırlanmasında Avrupa ve Amerika deneyiminden uzmanlar aracılığıyla yararlanılabilmekteydi. 1920'li son yıllarda ise, yapım kesiminde devlet tekeli genişletilerek özel kooperatiflerin etkinlikleri azaltıldı; yerel yönetimde uzmanlaşmış kadroların tasfiyesine gidildi. İkinci dönemin (1931-1961) temel özelliği, yerel Sovyet yönetimleri yerine hiyerarşik ulusal yönetim biçiminin güçlendirilmesidir. Tarımda kolektifleştirme, kırsal alanlardan kentlere büyük bir göçe neden olurken düzinelerle yeni sanayi kenti oluşturuldu. 1932'de çeşitli örgütler birleştirilerek Sovyet Mimarlar Birliği ile araştırma ve yüksek eğitim kurulu olarak işlev gören Mimarlık Akademisi kuruldu. Tasarım işleri bakanlıklar bünyesinde yürütül44 METU JFA 1989 YURI P. BOCHAROV mekteydi. Mimarlar parti ideolojisini savunan memurlara indirgenmiş, kullanıcıyı ya da mimarlığın teknik ve nesnel özünü gözetmek yerine bürokrasinin gösterdiği ideolojinin geliştirilmesine uğraş veren kadrolara dönüştürülmüşlerdi. Yabancı mimarlık ve mimarlarla ilişkiler 20-25 yıl süre ile bütünüyle kesildi. 1943'te tüm mimarlık ve şehir planlama işlerinden sorumlu Mimarlık Komisyonu işe başladı. Komisyon, savaş yıkımının giderilmesi yanısıra, farklı birimlerde yürütülen işleri koordine etmekle görevliydi. Akademi de bu Komisyon'a bağlandı. Sovyetlerde ise parti komiserliklerine bağlı mimarlık birimleri kuruldu; şehirlerde iş başına getirilen başmimarlar bu birimlere sorumlu idi. Bağımsız yapılaşma kısıtlanırken, toplu konut da gözardı edilmişti. Buna karşılık çok katlı yapılaşma ve utkucu (triumphal) bir mimari üslup güncellik kazanmıştı. Bundan sonra her 2-3 yılda bir yeni düzenlemeler yapılan çelişkili bir dönem yaşandı. Yetki ve denetim alanları çakışan bakanlıklar kuruldu. Mimarlık Komisyonu kaldırılarak yetki ve işlevleri Yapım Bakanlığı'na devredildi. Bakanlıkların önerdiği tesis, yapı ve projelerin değerlendirmesini yapan Devlet Yapı Komisyonu işe başladı. Akademi dördüncü kez kurularak SSCB Gosstroy'luğuna bağlandı. Sanayileştirilmiş konut üretimi büyük bir artış göstermekle birlikte, yapı sanatı geliştirilemedi; mimarlık bütünüyle yapım işlerinin bir aracı niteliğine indirgenmişti. Yeni yerleşmelerdeki sıradan mimarinin olumsuz etkileri endişe verici boyutlara erişti. 1955'te her sovyette kurulan Gosstroy'lar, tüm yapım birimleri için uyulması gereken kuralları belirlemekteydi. Tasarım işleri böylece bir ölçüde desantralize edildi. Ancak mimar ve araştırmacılar, yüklenici-yapımcı kesimin artan etki ve baskısından kurtarılmadılar. Üçüncü bir aşamanın (1962-1984) başlıca özellikleri: ayrıntılı standartların geliştirilerek proje ve uygulamada bunlara uyum disiplinin sağlanması; temel araştırmalardan vazgeçilmesi; merkezde hazırlanan tip projelerin cumhuriyetlerdekiyerel koşullara uyarlanması çabaları ile tasarım sürecinin çözülmesi oldu. Sanayi kentlerinin planlama işlerinin Gosstroy'a, diğer yapım işlerinin Mimarlık Komisyonu'na bağımlı olması nedeniyle tutarlı bir politika yürütülememekteydi. Böylece mimarlık, 1970'li yıllarda hedeflerini yitirmiş, kimliksizleştirilmiş, yönetim mekanizmasının baskın gücü altında yaratıcı çalışmaların filizlenemediği bir toplumsal durağanlık döneminin göstergesi olmuştu. Onbeş yıl içinde ekonomide %22 oranında bir büyüme sağlanırken, konut yapımı yalnızca %9.5 artış gösterdi. Merkezci politika, devlet yapılarına öncelik verilmesine ve özel sermayenin yapım kesimine katkısının %60'lardan %10'a kadar inmesine neden oldu. 1960'larda onbin kişiye 100 daire üretilirken bu 70'e düştü. Nüfusun %25'inin yetersiz konutlarda oturduğu günümüzde (1985- ) ise, ekonomiyi yeniden yapılandırma, yerel sovyet yönetimlerini güçlendirme ve toplumsal hedefleri yeniden tanımlama girişimleri sür dürülmekte. Ancak mimarların %95'i henüz Devlet organlarında çalışmaktalar; kullanıcıların ise tasarım ve yapım süreçlerinde etkinlik kazanmalarına henüz fırsat tanınmış değil. Mülkiyet biçimlerinin çeşitlendiği, yerel ekonomi ve yönetim biçimlerinin güçlendirildiği, piyasa fiyatlarının oluştuğu bir ortamda mimar-yapımcı ilişkileri de yepyeni özellikler kazanacaktır. Sovyet Rusya'da bugün binlerce mimar ve yapımcıdan oluşan bir işgücünü harekete geçirecek bir genel strateji ve şehir planlaması için yeni yasal düzenlemeler yanısıra, bireysel yaratıcılığa olanak tanıyan bir sistem geliştirmek gerekiyor.
FULL TEXT (PDF): 
37-44